Yayılmışız yerkürenin dört bir yanına,
Deli Dolu çağlayan kanımız vardır.
Dağları eritip indik engine,
Yerinde saymayan yanımız vardır.
Kağan olup, hakan olup hesap sorarız,
Gören herkes bilir güneşin doğduğunu.
Hakikatin çift değil teklikte olduğunu.
Doğunca güneş doğunun ters yönünde.
Kıyama geçer evren tek hakikat önünde.
Zaman gelir pencerenin kolu, kulpu kırılır.
Kağıttan gemileriz rotamız yelden gelir.
Ehli keyif halimiz, bizim ezelden gelir.
Eser bir meltem fırtınayı unuturuz.
Bırak yansın mahalle çamaşır kuruturuz.
Çok yeldi bu değirmen.
Suyun, havanın galeyanına geldi.
Bir çark, bir çakıldak, bir çıkrık iken,
Göklerin pervanelerine özendi.
Bu hız çok geldi değirmencik yenildi.
Çayın sonu geldi.
Muhabbet tükeniverdi.
Gözyaşı demleniyor ağır ağır.
Sen ve ben sükuta mahkumuz.
Rüzgarın ilk günündeyiz.
Türküler var.
Halden anlar, aldatmadan kandırır.
Türküler var.
Her dağdan, her vadilerden sular barındırır.
Sevda, sevgili yolda duyguyu arındırır.
Cana can katan Sevdalı türküler var.
Ruhumu ufuklarında yüzdürdüğüm
Köpük köpük masmavi ummanım vardı
Ten huzur, can vuslata varınca
Sükut içinde huzurlu ölmek kolaydı
Yükselir yürek artarken iman
Bir büyük hezeyandir benim sende gördüğüm.
Doğrudur yakınınında adım adım öldüğüm.
Ne ufkun açılması, ne sen umurumdasın.
Bırak aşk dediğin kelebeklere kalsın.
Umut, göklerde bir kelebek,
Kanatları rengârenk.
Uçuyor ufuklarda,
Senden çok uzaklarda.
Yazı böyle yazılmışsa,
Gece çöker ansızın.
Hiçbir şey denk değildir efkarima.
Ağlamaklı olur hayallerimideki çocuk.
Tebessüm yakışır oysa ruhuma.
Mevla hüzün yazmış,
Eller gülüşürken,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!