Camlar, çerçeveler, perdeler.
Geçmişe dair daha neler neler.
Hiçbir şey kalmamış sana baktığım yerde.
Vuslat...
Değilse dünyada, elbet mahşerde.
Eşyalar var palas pandıras.
Eşyalar vardır nizami.
Mesela; at ile eğeri,
Sap ile keseri,
İbrik ile leğeni gibi eşli eşyalar.
Çok değil onbeş yirmi yıl sonra.
El etek çekerken dünyadan.
Düşer mi yadına ettiklerin.
Karşılar mı seni ektiklerin.
Helalleşir mi çektirdiklerin.
Kadirsin her şeye bilirim.
Bir küçük ölüm emaresi gönderir,
Tüm savaşları bitirirsin.
Kabe'den çıkarıp namazı,
Endülüs'e ezanı yeniden getirirsin.
Kudretini sorgulamam senin.
İnsanın ölümsüzü yoktur.
Haşa!
Olsa olsa ya Rab insan,
Ya insan Rab ola.
Ölümsüzlük mümkün değil.
Eğil ey sultan eğil.
Efkârına mana veremiyorum.
Sana gam veren el değil mi?
Savrulmuş umuda ait neyin varsa.
Ayrılık getiren vade yeli değil mi?
Tavrını sarmış sükûtun seli,
Seni seyrediyorum yar.
Her halinle aleni karşımdasın.
Merdiven dayamış olsam da elliye.
Sen benim onüçüncü yaşımsın.
Kaç kez dinlettim hatırlamıyorum.
Dün guzeldi.
Din de güzeldi.
Kötüye kin,
Haylazdan miskin güzeldi eskiden.
Tozlandı ruh,
Sensizlik...
Beni öyle bir yere itti ki.
Dindi huzuru muştulayan sabahın sesi.
Durdu meltemler.
Sustu nehir.
Kurudu gönlümde akan şelale.
Duyguları yoğun yaşıyorsun biliyorum.
Tüm dualarım sana…
Adınla, yaradana yakarıyorum;
Çiçekli yollar,
Güneşli baharlar,
Boy boy çocuklar,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!