Sığırcık sürüleri uçtu önce,
Ufuk karardı ardından,
Filize düştü ilk dolu.
Işte bu sonun başı oldu.
Güneşi soğutmakla korkuttular.
Şaire olan hayranlığım,
Şiire olan aşkımdansır.
Ne zaman, hangi bahara uyansam,
Güzel bir şiir okuduğumdandır.
Heceler, kelimeler, duygular, hisler.
Gayrı sana ne diyeyim,
Takkenin düştüğü yerdeyiz.
Sineklerin hayasızca tuza üşüştüğü yerdeyiz.
Tasvire gerek yok, kel aleni ortada,
Sinekler leşten geçti, tuzdan yağ çıkarmada.
Öyle oluyormuş demek ki.
İnsan, insanda böyle ölüyormuş.
İnsan insanda kül oluyormuş.
İnsan aşk'a kul oluyormuş
Neydi anlayamadım dünyan senin.
Kağıttan gemileriz rotamız yelden gelir.
Ehli keyif halimiz, bizim ezelden gelir.
Eser bir meltem fırtınayı unuturuz.
Bırak yansın mahalle çamaşır kuruturuz.
Çok yeldi bu değirmen.
Suyun, havanın galeyanına geldi.
Bir çark, bir çakıldak, bir çıkrık iken,
Göklerin pervanelerine özendi.
Bu hız çok geldi değirmencik yenildi.
Çayın sonu geldi.
Muhabbet tükeniverdi.
Gözyaşı demleniyor ağır ağır.
Sen ve ben sükuta mahkumuz.
Rüzgarın ilk günündeyiz.
Türküler var.
Halden anlar, aldatmadan kandırır.
Türküler var.
Her dağdan, her vadilerden sular barındırır.
Sevda, sevgili yolda duyguyu arındırır.
Cana can katan Sevdalı türküler var.
Ruhumu ufuklarında yüzdürdüğüm
Köpük köpük masmavi ummanım vardı
Ten huzur, can vuslata varınca
Sükut içinde huzurlu ölmek kolaydı
Yükselir yürek artarken iman
Bir büyük hezeyandir benim sende gördüğüm.
Doğrudur yakınınında adım adım öldüğüm.
Ne ufkun açılması, ne sen umurumdasın.
Bırak aşk dediğin kelebeklere kalsın.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!