Milyonlarca yaşın içinden,
Kaç kere düştüm ben ikide bir.
Kaç kere bıraktım kendimi,
Kaç parçaya böldüm bir bir.
Tanıdığım sen sen olamazsın,
Uzaktan yandığım gülüm,
Yanağında açan can benim.
Sol yanım sızlıyor sessiz sessiz,
Takılı kaldı sende yüreğim.
Koca şehir çöker üstüme,
Bahçede açtı gonca,
Dalı bükülür ince,
Yüzün düşmüş gönlüme,
Sevda ile her gece.
Ah yârim, vah vah yârim,
Akıl, Allah’ın bir lütfudur;
Sanma ki her kapıyı çalar...
"Akıllıyım" diye geçinen mağrurlar,
Kendi karanlığında, aklından habersiz yaşar.
Kalp öyle midir ya?
Akrep ve yelkovanın kovalamacasında,
Bir kum saatinin içine hapsoldun.
Aşkıma müebbet yemiş kalbinde,
Hücrelerine kadar her anımı sayıklıyorsun.
Gülümsemenin parmak izi gibi,
Aldandım, seni nasıl da aradım,
Çok uzak yollara düştüm, aldandım.
Dağlar, açma yaramı; perişanım.
Yalanlarına inanıp, aldandım.
Gülüşünde saklıymış sonbaharım,
Yarım kalan bir hikâyedeyiz seninle,
Yüreğimi yakıyor gözlerin.
Hiç gitmeyecekmiş gibi sevmiştin,
Hiç sevmemiş gibi terk edip gittin.
Ben gecemde, gündüzümde seni düşünürken,
Seccademde dilime saklanan duan,
Gönlümden alnıma yazılmamış;
Meğer hayat, yaşamdan ölüme gitmekmiş,
Bir yüreğe dokunmak, sonra yanmakmış.
Gittiğin her adımda kıyametim koptu,
Yokluğuna bir türlü alışamadım.
Bildiğin sanki o ses son nefes,
Nasıl da dökülüyor ağıt dilimden,
Yüreğim boş bir kafes.
Bir türlü susmuyor içim,
Yalnızlığa alışırım da, ıssızlığa asla.
Bir pencere önünde oturup yutacak dalgalar gibi,
Boşlukta yankılanır çocukluğum.
Ceplerimde solmuş bir günbatımı saklı,
Beynimi kemirircesine hep aynı nağmeyi mırıldanır,
Bir ses bekler derinlerden…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!