Ayrılık atına eyeri vurmuş,
Bir zamanlar dizlerinde yattığım.
Boş işlerle yazgısını unutmuş,
Ben kendime ettiğime yanarım;
Sevda dedikleri kapkara yolmuş.
Herkesin bir aşk hikâyesi, bir gönül kırıklığı vardır.
Yazsan bitecek sanırsın bu yürek yangını;
Sussan ciğerlerin parçalanır, nefes alamazsın.
Ağır ağır çürütür her gün bir parçanı.
Hicran olmasın diye dua ederdi annem,
Uçurumun kenarında,
Bir yaz daha geçti.
Kırışık esmer yüzüm,
Delici kara gözlerinden vazgeçti.
Zaman dediğin akıp gidiyor.
Sakın beni unut der gibi bakma;
İki yakam bir araya gelmiyor.
Her seferinde ilk kez görüyormuş gibi,
Her defasında kalbim başa sarıyor.
Aklımı seninle bozdum;
Dediklerine göre ayrılık türküsünde,
Kader olmayan hiçbir şey yokmuş.
Şakaklarımdan süzülen yolculuk,
İçimde bastırılamayan dürtü tozmuş.
Katıla katıla ağlayarak,
Ne menem acıymış ki bu,
Ölümden de besbeter.
Ölüp gitseydim keşke,
Keşke görmeseydi gözlerim yeter.
Bu acıyı kime anlatayım?
Bir eksiklik içindeyim bu aralar;
Koskoca bir hiçlikte suskun.
Yüreğimdeki yol çağırır her gece,
Gurbet acısıdır içimde boşluğun.
Bu ayrılış hikâyesinde,
Issız gecelerim sensiz uzadı,
Yıldızlar üstüme doğmadı Ayşe'm...
Bir kuru rüzgârda bağrım kazındı,
Yaralı gönlümü sarmadın Ayşe'm...
Yolların ucunda soluksuz kaldım,
Uğruna nice başlar düştü yere,
Gök kubbeyi titretirken kutsal ezan.
Tarifsiz bir türküde şanla dalgalandı;
Bir karış toprağın üstündeki mukaddes al kan.
Atsız, burası ebedi Türk’ün öz beldesi;
İçimde gam yüklü sevdam ağlar,
Bu akşam kederim dağlar kadar.
Gurbet treni kalkıyor ay yüzlüm,
Dilimi hicazkâr makam bağlar.
Bin ahla bağırsam duyan olmaz,




-
İsmail Eymen Akay
Tüm Yorumlarhelal olsun abi