Gönlümde sevda yükü var,
Yürür gündüz, yürür gece.
Yüze dost, geceye naçar,
Yürür gündüz, yürür gece.
Dağlar sırdaş, gönlüme taş,
Açık yaradan al kan fışkırıyor;
İçimde bir yangın var, sönmez yıllar.
Saatler günlere kayıp gidiyor;
Bir de bakmışım, akıp gitmiş yıllar.
Gözyaşım aynalarla konuşuyor;
Zaman, ah o zaman yok mu?
Dost mu, düşman mı bilemedim,
Aldıklarına bakıyorum da,
Verdiklerine hiç sevinemedim.
Ne olmuş kömür karası saçlarıma?
Bütün lisanlar buz tuttu,
Özlemin biriktikçe birikti avuçlarımda.
Yüreğime bir avuç toprak düştü sanki.
Bir mezar taşı gibi durdu sol yanımda.
Geçip giden yılların yorgunluğu üstümde,
Zaman, diyorum zaman...
Geçer bir varmış, bir yokmuş gibi.
Hayallerimi nasıl da alıp götürdü;
Tıpkı çocukluğum, gençliğim gibi.
Başımda kavak yelleri esmiyor artık,
Zamanın boyu kısaldı,
Sessiz bir testere gibi şimdilerde.
Saat, ha bire yaralıyor beni,
Küçücük bir damlanın içinde.
Hepsi geride kaldı yüzünün rengiyle,
İki bin on altıda bir hüzün ayaklandı,
Havada hazan, aynada rüya yankılandı.
Kursakta acı, kederlendi, kapıyı çaldı,
Tarih utandı, sustu, sensizliğe ağladı.
Suçlu bir sessizlik, yalnızlığa büründü yine;
Umulmadık bir zamanda o yol, nasıl da aldatıcı...
Yıktı dingin denizleri o her zamanki bildik hüzün;
Karlı gecelerde dipsiz bir kuyu kadar yaralayıcı.
Dinmeyen o büyük öfkenin ağır bedeli,
Zikzaklarla geçen bir hayat,
Bir ileri, iki geri…
Yakaladığımı zannettiğim umudu,
Çoktan almış götürmüş birileri.
Söyleyecek sözlerim var,
Bitmez hasretinle, yaz kış,
Umuda bağlanmış her ten.
Hayaller kurmuş, aldanmış,
Kandırmışsın kendini sen.
Bir yangınla sönen gözler,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!