Yağmurlu bir günde solmuştu yüzün;
Gözümün önüne dünü bağlamıştı.
Avucunu öptüğümde açan çiçekler,
Cam kenarına düşen damlaları ıslatmıştı.
İnce bir sızıyla süzüldü bir damla,
Nefis sana tuzak kurar,
Bilemezsin ki yeminle.
Her gördüğün gül kokmaz yâr,
Seçemezsin ki yeminle.
Gözyaşınla yıka kalbi,
Kırılır dalım rüzgârla beraber;
Ömrüm feda olsun aşkın üstüne.
Seninle geçen her dem ömre değer,
Sererim canımı yolun üstüne.
Sevdamı dumanlı dağlar bilsin de,
Herkesin kendi yolu var,
Ötekilerle kesişiyor belli ki.
Bütününü yazmamış,
Hikâyenin başrolündeki.
Kimin boynunda ilmik,
Bugün gözlerim aradı seni, hem de yüreğimle;
Öylece bakındım sağa sola, olmadığını bile bile.
Başına bir iş mi geldi, çekilip nereye gittin?
Sorular sordum, dertleştim sustuğun o gölgeyle...
Göz göze gelmemiz bile yetermiş meğer.
Bir ateş var bağrımda yel içinde,
Gönül, sana ahım yetmez mi sandın?
Saçılmışım kör talihe elinle,
Gönül, sana kahrım yetmez mi sandın?
Bulut gelir, kar bağlar şu dağları,
Ne çok şey götürdü geçerken yıllar,
El oldu her gün baktığım aynalar.
Ah edip hatırladığım anılar,
Yaşadım mı, yaşamadım mı? Anlat…
Ömrümü resimler geçidi sarar.
Bir et parçasından başka nedir ki yürek dediğin?
Bu sonbahar yangını… nedir, nereden gelir o vakit?
Neden durduk yerde çalar kulağına o eski şarkılar?
Göğüs kafesini sıkıştırır, siyah beyaz bir kartvizit?
Kader… iki yanı keskin bir bıçak.
Bu bendeki eksiklik duygusu,
Kalabalıklar içinde yapayalnız…
Bir düş olmalı bu yaşadıklarım;
Tarifi imkânsız… anlayamazsınız.
Yine özlemle yanıyor kalbim,
Keşke hayatım bir yapboz olsaydı,
Ya da geçmişim kurşun kalemle yazılsaydı;
Silebilseydim bütün o kahreden keşkelerimi,
Atabilseydim ömrümden o ceylan gözlerini.
Neden ben, niçin ben Allah’ım?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!