Gönül aşkından,
Gözyaşı dökmekten usandı.
Derviş gözlerim, yaş üretmiyor artık;
Ayrılık, ölümün diğer adı.
Boğazıma bir taş gibi oturdu sanki
Her gün bir şeyimi yitirir oldum;
Alnımda çizgiler belirdi demin.
Kalbim yara aldıkça kanıyorum,
Parça parça ölüyorum, bildiğin.
Zihnimdeki boşluklar çoğalıyor;
Bir türlü yırtıp atamadığım,
Bir kitap arasındaki mektup gibisin.
Oraya varmak yazılmamış ki,
Zindana asılmış kalbin ne bilsin?
İlk aşk, yol yorgunu kırık bir kalp;
Ruhum ölümcül bir derde tutulmuş;
Sağır bir bedende, dilsiz vicdanda kanar.
Ayrılığa yazgılanmış bir sevdaya düşmüşüm,
Yitip giden bir serapta kaybolurum apar topar.
Hayatın kıyısında, başka bir zamandayım,
Bir tren düdüğü gibi çınladın içimde,
Uzak istasyonlarda bekleyen hasret oldun.
Kalabalıklar içinde kaybolurken yüzün,
Ben yalnız senin hatırana tutundum.
Söze dökemediğim sevdam…
Yazgım kavuşmak olsun.
YAZMAN
Her şey seninle başladı,
Sanki seninle bitecek.
Sensiz koca bir yalandı,
Sen var oldukça sürecek.
Yağmurlu bir günde solmuştu yüzün;
Gözümün önüne dünü bağlamıştı.
Avucunu öptüğümde açan çiçekler,
Cam kenarına düşen damlaları ıslatmıştı.
İnce bir sızıyla süzüldü bir damla,
Nefis sana tuzak kurar,
Bilemezsin ki yeminle.
Her gördüğün gül kokmaz yâr,
Seçemezsin ki yeminle.
Gözyaşınla yıka kalbi,
Kırılır dalım rüzgârla beraber;
Ömrüm feda olsun aşkın üstüne.
Seninle geçen her dem ömre değer,
Sererim canımı yolun üstüne.
Sevdamı dumanlı dağlar bilsin de,
Herkesin kendi yolu var,
Ötekilerle kesişiyor belli ki.
Bütününü yazmamış,
Hikâyenin başrolündeki.
Kimin boynunda ilmik,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!