Kozcağız’ın üstüne çöktü kara bir duman,
Analar ağlaşır, kapar ocakları, aman.
Gözlerimde bir yaş var, düşer de akmaz oldu,
Bende hicran yarası kanar da durmaz oldu.
Yaşayıp gidiyordum küçüğüm,
Her şeye geç kalmışlığın ardından.
Kendi düşen ağlamaz;
Kim uydurdu bu yalanı sonradan?
Şikâyetim de yoktu hani,
Öyle büyük şeylerde gözüm olmadı hiç,
Küçük mutluluklar yetti bana.
Belki bir yağmur sonrası toprak kokusu,
Seyretmeye dalıp kaybolduğum hayaller.
Bir çocuğun sebepsizce gülümseyişi,
Denizin kıyıya fısıldadığı sırlar.
Yüreğime batan o mağrur gül,
Bir hazan ekiminde, ellerimde soldu.
Diken diken dolan şu yorgun gözlerim;
Dal dal, budak budak bir sevda uğruna kurudu.
Ötme artık benim viran bahçemde dertli bülbül!
Dışarıda lapa lapa kar var,
Anılar beyaz içinde.
Ne güzel karda üşümek,
Hissetmek iliklerimde.
Her tane ruhumda kelepçe,
Gitmesini bilmeli insan;
Son sözlerini söyleyerek.
Keşke iki kere iki dört etseydi,
Kalbimi boğazıma düğümlediğin net ve gerçek.
Hayatın önüne kattığı zavallı kalbim,
Sonunda başardın, kutlarım seni...
Sol yanımı tam kırk sekiz parçaya böldün.
Kırk sekizinci güzümde, bu yorgun yaşımda;
Beni tam kırk sekiz kez, sessizce öldürdün.
Artık gelme, istemem o yalancı gölgeni;
Ayrılık yüklü kervanlar kol gezerken,
Yamaçlarımı sardı mâhur bir kimsesizlikle benzin.
Kuru bir Allah’a ısmarladıkla,
Koca bir geçmişi tek başına bitirdin.
Dişinden tırnağından artırıp,
Geçmiş zamanlardan kalmış yalnızlığın izi,
Bir aşk masalı yaratır akşamına.
Bir ayrılığın ertesi günü,
Ellerimi titretir yokluğuna.
Adımların ses verince sokaklardan,
Nasıl söylesem, kelimeler kifayetsiz;
Kut’u unuttum, ecdadım affet!
Tarihini bilmeyen bir nesil oldum,
Halil Paşa görse utanır elbet...
Çalsın zafer şarkıları ilelebet.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!