Geçmedi, gitti bu sancı, geçmeyecek de.
Dalına küsüp solan yaprak gibiyim.
Nefesimi tutar, öyle ağlarım içli içli.
Rüzgârın önünde savrulan biçareyim.
Oysa çocuklar gibi sevdim seni,
Senden önce karanlıktı dünyam,
İçimde kaybolduğum çok günler oldu.
Güneş asla doğmayacak gibiydi;
Eksik ve manasız geceler kök kurmuştu.
Şimdi varlığın sonsuz bir şiir,
Pencerene bıraktığım yarım kalmış düşler,
Zamanla geçip giden o eski acılar gibi.
Hayat denen bu dipsiz muammadayım şimdi;
Savrulurum rüzgârın önünde bir yaprak gibi.
Hasret, kısır bir döngü gibi döner kalbimde,
Sol yanım üşüyor alabildiğine;
Bu yüreğimde taşıdığım yorgunluk…
Kalem kalbe yazmıyor ki anne;
Kalem kâğıda dokununca: boşluk.
Hüzünden şarkılar inşa ettim,
Yollarda yürüdüm yalnız,
Ayak izlerim öksüz,
Gölgemde yankılanan bir ah ile,
Söz söylemez dağlar gibi,
Issız gölde bir kamış gibi küskünüm.
Bir yaş daha aldım hayattan;
Zihnimde kelebekler uçuşuyor.
Cevabını bilmediğim sorular,
Bir bir düşüyor içime, acıtıyor.
Savrulurken düşlerim usul usul,
Yarım kalmış kitapta bir yığın düş, dünlerim;
Örselenmiş şarkıda keşkeler içindeyim.
Her an ciğerlerimde hissedilen bir hüzün,
Gözlerine bakmadan yaşamak… bu mu sürgün?
Bir sevdanın özlemi,
Hapsolmuş içeri;
Akıl yok, düşünce yok,
Kaçan kovalanır o günden beri.
Yalnızlığımdan sev beni;
Yıllar geçse, zaman dursa,
Bitmeyen ıstırap sarsa,
Aşkımızın hatrı varsa
Beni sensiz koyma gönül.
Yüreğimde eski sancı,
Hayatımın dünü, bugünü,
Boş sayfalardan ibaret.
En karanlık gecenin gölgeleri,
En olmadık zamanlarda zillet.
Nedensiz tekrar tekrar doğarsın,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!