Dilim bağlanmış eşiğindeyim;
Esiri olmuş kalbinin.
Dişlerim sızlar, parmaklarım uyuşur;
Bambaşka yerdeyim, hasretinin.
Gözü yaşlı Nisan ayı gibi,
Dört yanımdaki dertten, gamdan duvar,
Boynu bükülmüş garip bir haldeyim.
Açtığın o en onulmaz yaralar,
İçinden çıkılmaz sefil haldeyim.
İnsan bir kere savrulmaya görsün,
Ne bahar bekledim, ne güldüm güle;
Kuru bir yapraktan öte ne kaldı?
Yel vurdu hasreti, savurdu sele;
Zalim felek, senden öte ne kaldı?
Sevdanın yolları; taşlı, dikenli,
Soluduğum her günüm gözyaşı dolu,
Sevdiğini arar gönlüm, neredesin?
Sensizlik bu ömrümde kayıp bir yolcu,
Yanına çağırır gönlüm, neredesin?
Hazan vurdu dallara, soldu güllerim,
Aşk burada sol yanında, kelimelerde,
Bir nefes gibi yakınken, “Neredesin sen?”
Kalbinde sen saklıyorsun beni belki de.
Niçin hâlâ sormaktasın, "Neredesin sen?"
Belki sonbahar yaprağının düşüşünde,
Ümitler göç etmiş, yol almış uzak,
Kalp dile küskün, dua neye yarar?
Düşlerin içinden geçsem çarparak,
Hicran vakti geldi, söz neye yarar?
Bir ateş yanarken kül olmuş benzim,
Aşk yükünü çektim ömrüm boyunca,
İki damla yaştan gayrı neyim var?
Gurbette kaldığım zaman boyunca,
Bir dikili taştan gayrı neyim var?
Gözlerimde tüter eski bir diyar,
Hayat ciğerim kanar, dilim kurur;
Delik deşik, param parça uçuşur.
Gurbet elde sensiz köşkü neyleyim?
Öksüz kalan kalbim ağlar, savrulur.
Ebedi kor bir yangına namzedim;
Kiminin yüreği yanar,
Kül yemiş, içini dağlar.
Kimisi susar da çatlar,
Ne zor bir şeymiş yaşamak.
Bir söz vardı Peygamber’den:
Sıladan geçtim ben, lala,
Çeşmi cihan bu mu ola?
Gel yârim, son kez yanıma,
Helalleşelim aşk ola.
Olanlar, kalana olur,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!