Hiç gitmeyecekmiş gibi gelmiştin oysa,
Hep yanımda, yarınımda kalacak gibi.
Sen de bıraktın elimi usulca:
“Sensizlik işliyor içime, diğerleri gibi.”
Yüreğim hazan; dökülür her yanım,
Bu bir eski aşk öyküsü;
Acıdan dişlerini kırdıracak türünde.
Şu ya da bu şekilde,
Bir gençlik hevesiydi herhalde.
Yaranı zonk zonk zonklatır, biçare;
Recebin yirmi yedisi,
Ey Peygamber, göğe dendi.
Bu gece Leyle-i Mirac,
Rabbin huzuruna geldi.
Kazancın çok, birden bine,
Bu bendeki geç kalmışlık,
Keşke şimdiki aklım olsaydı hissi.
O kadar çok şey birikiyor ki,
Ellerimi nereye koysam fazla tesellisi.
Ne yaparsam yapayım,
Bütün aşkların bir adresi var / seninki yok.
Bir gün belki bir istasyonda,
Belki unutulmuş bir sahilde,
Belki de bir sigara dumanında karşılaşırız.
Göz göze geliriz ansızın.
Bir kitabın arasına saklanmış bakışlarında.
Biz,
Zamana direnen iki düş gibi,
Birbirinin yüreğinde çoğalan,
İki sessiz kıyametiz belki.
Sevdamız,
“İnsan bazen yaşadıklarının altında değil, yaşayamadıklarının ağırlığı altında ezilir.
Bu şiir, o ağırlığın, bir ömür boyunca omzundan hiç inmeyişinin hikâyesidir.”
Büyük bir yorgunluk var üzerimde, bir ağırlık;
Uyumakla dinlenmekle geçmeyen.
Bedenimde değil, kafamın içinde;
Al kırmızı vatan rengi,
Destanla ördü yiğitler,
Bir şerit çekti, bir çizgi,
Göz kırpmadan can verdiler.
Aşkın ibretlik öyküsü,
Çizgi çizgi şimdi yüreğim,
Zemheri ayazında üşüdü.
Bir yalnızlık düştü ki üzerime,
Tek bir mısra bir perdede fırdöndü.
Sivri bir şey saplandı içime,
Kulakların çınlar mı hiç, ben içinden geçerken?
Resmin iner bir damla yaşa, ulu orta, sessizce...
Kaç parçaya bölünebilir ki bir insan ölmeden?
Kaç kez nefessiz kalır, o son bakışta her gece?
Bir bir eksilir ömürden o yorgun takvim yaprakları,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!