Zaman durur gittiğinde;
Her saat, boş bir yankıyla çalar.
Terk eder akrep yelkovanı;
Her anım, bir sensizlik yarasıyla kanar.
Sana tutkun sokaklar,
Yüzlerce şiir birikti yorgun gözlerimde,
Kalemimden süzüldü, yarım kalmış bir beste oldum.
Binlerce mısra bir fırtına gibi geçti de ruhumdan;
Döküldü beyaz kâğıtlara, sonunda koca bir hiç oldum.
Yüreğim bin parça, dağıldım her mısrada,
Tutmak mümkün olmadı,
Eceli bekler gibi bir can ile.
Geçip gittin bütün türkülerden,
Yaraladın, yaktın gözlerimi,
Parça parça bir hayatın içinde can çekişirken.
Bak, gördün mü… yine güneş soluyor,
Akşamın habercisi bu… bir de yalnızlığın.
Gün, bir kadehti ömrümden içtiğim;
Uçup gittin ellerimden ansızın.
Delicesine çöken hüzünle sarhoşum,
Hayata beyaz kefenle veda…
Çıplak hakikat, ilk kez ağızda...
Ölüm, saklı göz kapaklarında:
Bir damla su, bir avuç toprakta.
Ölüm, bir saniye ötededir.
Küfemde ne mal, ne mülk var,
Ne bir armağan, ne bir yâr,
Üst köşeden esen rüzgâr,
Ölüm beni çağırıyor.
Ne evim var, ne de köşküm,
Güngörmüş toz ve toprağa bulanmış,
Karabasanlar içimi titretti.
Kalbimdeki bu müthiş acı,
Biraz sitem, biraz öfke taşıyan bakışlar hakikati.
Aşk sevdiğine bakar;
Yaşamak… ölümün kardeşi olan yaşamak.
Suçüstü yakalanan bir çocuk gibiyim.
Geleceğini kestirmek güç;
Bir ceylan kadar masum, bir o kadar da ürkek kalbim.
Gecenin bir vakti, o kör karanlıkta,
Güneşim seninle battı bir kere,
Gözlerinden taş olup aktı hikâyem.
Bir bakışın paramparça etti,
Boğazım düğüm düğüm elem.
Gitme, dur diyemedim ardından,
Vuruldum yüreğinin zindanına,
Hasret vuslata çeyrek varken.
Bir tutam ecel, bir de şekersiz çay,
Istırapla duvarlarımda tüterken.
Dalıp dalıp gider gözlerim uzaklara,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!