Sonsuzluğa uzanan dakikaların içinde,
Hayatın derinliklerine atıldı düşler.
Derin bir hüzne battı o sözlerin,
Eski bir taş gibi, daha da dibe çeker.
Bir anlık yaşamda, bin yıllık pişmanlık...
Dizime kapanmaz yaralar açtın,
Belim dertten doğrulmaz, kömür gözlüm.
Sana hasret, sana vurgun bıraktın,
İki yalnız damlayla, kömür gözlüm.
Bu ayrılık bağrımda ateş oldu;
Karanlıklar güneşli günler içinde,
Son kırıntılar, belki de son gün.
Kapkara bulutlar çökmüş,
Dışımız içimize sürgün.
Her gün biraz daha kan;
Çoktan unuttu, gözbebeklerim gülmeyi;
Damarlarımdaki zehrini içime gömdüm.
Yüreğimde hareketlenir bir alev parçası,
Bir düşün içinde derin sessizliğe büründüm.
O an, kalbime dokunur sesin, soluğum kesilir;
Gözlerim derin kuyulara düşmüş,
Dünya gemisinde yalpalıyorum.
Duvarda demir çaresiz çürümüş,
Kum denizinde su bulamıyorum.
Düğüm düğüm içim, kor ateşlerde,
Bir alev gibi düştün içime,
Bıçak gibi saplandın etime.
Yüreğimi ateşe verdin yâr;
Küllerini attın cehenneme.
Kandil gibi yalnız sönüp soldum,
Çaresizlik dökülür gözlerimden bir bir,
Kalemin ucunda her kelime özlem.
Deli divane gönlüm kavrulur hasretinle,
Dağ gibi ıstırapla oturur içime cehennem.
Hüzünlerim ayaklanır benliğimde,
Bu kaçıncı dalıp dalıp gitmelerim?
Dalga dalga saçların kalbimi titretir.
Üşüyor ayaklarım bir girdapta;
Rüzgâr olur, savurur bu şehir.
Aldırma gönül, kara tren geliyor;
Kör kuyulardayım, kör kuyularda,
Ne çıkacak gücüm var,
Ne de çıkmaya cesaretim,
Ölüm var, dirim var.
Sonbaharın son günleri,
Her şeyim eksik, her şeyim yarım;
Saatler takılı kaldı yokluğuna.
Ölüm gibi ıslak, kapat perdeleri;
Yine hüzün çöktü yürekten yana.
Kandamlaları akıyor gözlerimden,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!