Beklemek hiç bu kadar uzun olmamıştı;
Yokluğunda durdu yüreğim.
Sırılsıklam özledim sağanak sağanak;
Yarama merhem olmanı ne çok bekledim.
Sen yara üstüne yara deşmeyi seçtin;
Üzerine basılan taş gibi hissiz,
Yumruk kadar yüreğin,
Hatıralara gölgen kazınmış,
Her yerde ayak izin.
Üşüyor kaldırımlarda,
Kalabalıklar ortasında,
Kaldırımda yürüyorum,
Hiç kimseye değmeden,
Yalnızlığımla konuşuyorum.
Basıp geçiyorum,
Unutulmuş olmaya katlanamaz insan.
Bir söz söylemeye bile mecalin kalmaz bu yüzden.
Yaşamaktan usanır; bir bunaltı kaplar içini,
Soluğun daralır durup dururken.
Günlerce kaskatı kesilir yüreğin.
Her zaman koyduğum yere
Elim yavaşça uzanır, bu sefer temkinli.
Guguklu saat misali,
Ağır ağır yürüdüğüm kalp kilitli.
Ne çok şey anlatıyor sorular;
Yüzüme bakıyor bir resmin,
Uzayıp giden raylarda,
Hiçbir yolculuk hiçbir yere taşımıyor beni,
Her dem artan bir hüznün iç yangınıyla şuramda.
Ne kara kışlar gördüm,
Ağustosta, kalbim üşür.
Kardan kelebek gibiyim.
Korkuyorum, ya yağmur yağarsa?
Kelebek ömrü kadar düşlerim.
Bir günde soldu renklerim,
Yol uzundur, azığın az;
Gurbet çöker, ağlar kardeş.
Bir selamın bile şaşmaz,
Bin yarayı dağlar kardeş.
Felek döner, devran döner;
İçimdeki yangınla dalıp gittim,
Dünyanın binbir türlü haline.
Gönül tellerimdeki nağmeler,
Uzun bir hasret türküsü tutturdu diline.
Bir türlü durduramıyorum
Kırık dökük nağmeler,
Ruhumu titretir.
Bir matemin ümitsizliği işte,
İçim sanki öfkeli bir nehir.
Hiçbir yaşa sığmadı sol yanım,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!