Kelimeler anlamını yitirdi,
Sana vurgun, sana hasretim.
Öyle ıssız, kimsesiz, çaresiz,
Sen yokken eksik, viraneyim.
Sol yanım, yarım, kanayan yanım,
Hayallerim mi yorgun, ben mi?
Bu kırgınlık, bu suskunluk neden?
Bir şey var içimde, adı konulmamış,
Günden güne içimi oyan, kemiren.
Yol uzun, yürek sessiz, umut eksik.
Bir gün, “bir gün” diyerek bir gecenin sabahına,
O günü çıkaramayacaksın bir gün…
Bir avuç toprak, birkaç damla yaş olur,
Küflü sayfaların birer birer döndüğü gün.
Hayat, iz bırakmaktır denilir ardın sıra,
Yılların üzerime yüklediği düşler,
Göz çukuruma ektiğin yaşlarla kazındı.
O ağır yükü taşırım, içim sızlayarak,
Bir yürek kıyısında, hatıralarım yandı.
Son cümleler dökülürken, darmadağın olmuştum.
Bütün acılar üstüme yağınca,
Buram buram sitem kokar bu diyar.
Uçtan uca soğur ıssız geceler,
Bir feryat sarar ki iliğime kadar.
Kelimeler yetmez anlatmaya,
Kalbim kendimden bile çok uzaklarda,
Bir dilin içindeki sözde yok olmuş gibi.
Tek yönlü bir biletle bambaşka bir yerde,
Çaresiz bir çocuğun hıçkırığında unutulmuş gibi.
Yollar boğazımda düğümleniyor,
Rastgele bir hayatta,
Hep rastgelir mi acı hatıralar?
Zamanın silemediği musluktan,
Sonsuzmuş gibi bir bir damlar.
Bir şarkının ortasında,
Gidiyorum yaşlar içinde,
Yine ahla bindi yollar yolum üstüne.
Güz yaprakları gibi düştüm,
Hatıralarım yağarken göz bebeklerine.
Bu koşuşturmaca hayatın içinde,
Hüznün tokadı savrulur her gece yüzümde,
Ağır gelir yorgun yüreğime dün, bugünden.
Sokaklarım sisli, karanlıklarım zamansız;
Her ekim, sessizce vazgeçerim ben kendimden.
Gözlerimden dökülür damlalar, kuru ve yapraksız,
Her sala sonrası bir kıvılcım,
Kocaman bir boşluk oluşur kafamda.
Herkes bir gün gider,
O fâni gençliğimden kalan çağımda.
Ateşe gönlümü attın da gittin,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!