Sonbaharda solan çiçekler gibi,
Hüzünlü yalnızlığım,
Sararıp solar, kurur.
Türküleri yakar içimde bir bir;
Acının en keskinine zehrolur.
Sol yanımda hasretlik var,
Düşlerim deniz ardı ülkelerde.
Türküler sevdana kanat çırpar,
Şiirlerimi öldürür gözlerinde.
Hüzünle yüklü ışığım sönerken,
Susadım yokluğuna, çöller kadar ıssız ve dar,
İçimde binlerce senin hasreti, binlerce ahım var.
Ansızın çekip gidersin diye korkuyorum;
Sürsün bu ağır hikâye, sürsün sonsuza kadar.
Sesin sesime karıştı, artık suskunluğum ondan,
Yüzüme bakan solmuş bir resminle,
Raylarda uzayıp gider kara tren.
Camından her dem artan bir hüzünle,
Hüzzam vakti şafağıyla kara tren.
Asla unutulmaz ayrılıklarda,
İçimde yalnızlık hissi, her yanım uçsuz buçaksız çöl,
Sanki sıradaki her şarkı sadece benim için çalıyor.
Bir kızıllık var yine ufukta, bir gün batımı ki sorma;
Giden o son trende, her yer buram buram sen kokuyor.
Kapım çalınıyor aniden, yine o davetsiz misafir geldi,
İki kere iki her zaman dört etmiyor;
Bazen kocaman bir "hiç" kalıyor avuçlarında,
Bazen keskin bir hazan sızısı...
Hesaplar tutmuyor bu aşk pazarında.
İçim dışım Eylül benim,
Bilir misin, gönülden geçen elemleri?
Göz kapaklarında bütün bir dünün kayboluşunu…
Kendi kendinle sessiz sedasız boğulmayı,
İki satırlık hasretin nasıl dokunduğunu…
“Biz” diyorum… ikimizden ne kalacak ki,
(Tasavvufi bir iç yolculuğun manzum aynası)
Dış âleme dalan, yolun başını unutur,
İç âleme bakan kul, Hakk’ı gönülde bulur.
Toz toprak altında saklıdır tohumun sırrı,
Yüce dağ başında duman pus varken,
Yandı yanacak bu kül içten içe.
Şu yalan dünyada ömür yas varken,
Ağlar gözlerimde sel içten içe.
Dünya bir gölgelik, konanlar göçer,
Her gün ölmek var ya,
Yokluk kapısında hiç olmak,
Her damla yaşla süzülürken sala,
Mevsimin yalnızlığına gem vurmak.
Geç kalmışlığın pişmanlığı içinde,




-
İsmail Eymen Akay
Tüm Yorumlarhelal olsun abi