Ne çok hazindir ki aşk ile meşkin,
Yan yana durup da kavuşmaması.
İç içe geçse de kalpte gözlerin,
Bir ömür görüp de kavuşmaması.
Ne yandık ne söndük bu çile ile,
Anladım ki özlediğim,
Bambaşka bir hayat.
Ölümden öte ne var ki,
Bütün yolların sonu mukadderat.
Habire başımda dönen,
Kelebekler kadar ömrü olan ben,
Kuşlar gibi uçarım sandım.
Daha kozamdan çıkamadan,
Daldan dala konarım sandım.
Üç günlük dünyada,
Milyonlarca yaş döküldü mü hiç,
Gözünden gönlüne arada bir?
Parça parça düştü mü,
Keşkeler geçmişten bir bir?
Bırakıp gittin mi kendini,
İçimden ağlamak geliyor, ağlayamıyorum.
Sanki hüzün bir duvar, yıkamıyorum.
Ne zaman dertlere dalsam,
İçimdeki fırtınayı susturamıyorum.
Ağlamak kötü bir şey mi, neden saklanır?
Sensiz akan bir ırmağım geceden,
Dönüşü olmayan yola kırgınım.
Ağır geliyor mutluluk öteden,
Araya giren yıllara kırgınım.
Zaten iyi değilim çok zamandır,
Gündelik telaşlar arasında,
Zaman yitip gider üstümden.
Her Allah’ın günü bir düğüm boğazımda,
Günler aylara bağlanır sen habersizken.
Alıp götürür seni bilmediğin yerlere,
Bahtımı üfledi ince bir rüzgâr,
Pastırma yazları aldanışıyla.
Erken indi akşam karanlığı,
Belli belirsiz duygularla.
Kayalar sarp, yolcu yorgun,
Ne zaman bir sokakta adımlarını duysam,
Kaldırımlar çatırdar, taşlar incinirdi.
Bir gölge düşerdi pencereme ansızın,
O gölge seninle, hayalinle demlenirdi.
Denizler taşardı iliklerime,
Sözlerimi baştan sona işitin,
Tarihin Altay Dağları’ndan geldim.
Fütuhat duygusu şanlı Türklerin,
Eyer, gem ve üzengi delisiyim.
At üzerinde devlet kuran çılgın,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!