Sonbaharda gelen yağmur,
Ne dal bıraktı, ne de budak.
Ne varsa, aldı götürdü benden,
Bundan sonrası hüsran olacak.
Eskiden yanan yürekler,
Ne çok perişanlık var içimde,
Ertelenmiş umutlara sakladığım,
Hayat dar, ölüm ise uzak değil,
Soluma soluğuma vurur gözyaşlarım.
Bir şeyin bitişi, şu hayatın bitişi,
Sonuçta tek gerçek ölüm,
Tabuttan başkası yalan.
Kalubelada görmüştüm,
Pula kul olduğum yalan.
Külümü ateşle yakın,
Sana konan bir gün elbet,
Yalnız göçer, yalan dünya.
Ektiğini ekin farz et,
Biçer döner, yalan dünya.
Bir avuç toprağa kandım,
Her gün hasretine dert yanarım,
Yalan dünyadan göçtün göçeli.
Sensiz akşamlarda ağlaşırım,
Yalan dünyadan göçtün göçeli.
Sönmez içimdeki alev, ateş...
Zaman küllerini savurur sanmıştım,
Hâlâ ateşin çırası batar şurama.
Gündüzümü geceye soktun,
Bari diriden ölüyü çıkartma.
Hâsılı eğip bükme dilini,
Islanmış gözlerimdeki yokluğunla,
Yaşam sırtımda hançer, nefes ise kor.
Yalnızlığım tükenmez kalemle yazılı,
Alınyazıma ekli, yakıp yıkıp geçiyor.
İçimde yangın donar ıpıssız gecelerde,
Öyle küskün, öyle kırgınım ki,
Sanki hayattan vazgeçmiş gibiyim.
Yalnızlığım üşürken, içim yanar, ellerim titrer;
Ben ocağıma kor düşürdüğün gündeyim.
Ölümün saatinin yok denildiği yerde,
Kahvemi yokluğunun yankısında demledim...
Şeker yerine biraz hüzün —
Biraz da suskunluk koydum.
Bir yudumda, gözlerinin rengine takıldı zaman.
Akrep ve yelkovan, bir çıkmaz sokak gibi
Büküldü üzerime.
Geçmişin terkisinde hep keşkeler var,
Aşkın ardından sürüklenen yorgun bir ömür…
Çocukluğumla asılı kalmışım sanki,
Başucumdaki albümden gözlerime süzülür.
Kim gitmekle gidebilmiş ki?




-
İsmail Eymen Akay
Tüm Yorumlarhelal olsun abi