Ne yaparsan yap, gönül,
Hayatı geri saramazsın.
Müebbetle mahkûm,
Yaşadığın ve yaşattıklarının.
Dünyaya geldiğinde,
Başakların üstüne mayıs,
Boğaza erguvanlar yağar.
Hızır günlerinde dilim esir,
Yaşamın kıyısında toprak kokar sofralar.
Ortasındayım kırık dökük bir denizin,
Birazdan götürecekler beni.
Ayak sesleri çoğalıyor koridorda.
Demir kapıların dili sert,
gardiyanların yüzü taş kovuşlarda.
Ben yine seni düşüneceğim, memleketim;
Sayısını unuttuğum o aldanışlarım vardır benim;
Sahi, bir insan kaç kez vurulur arkasından?
Her arkamı döndüğümde sana, ey sevdiceğim;
Hançeri sapladın sırtımdan, hem de hiç acımadan.
Seviyorum demeyeli kaç hazan, kaç mevsim oldu?
Ruhuma ilmek ilmek işlenmiş bakışların,
Her nereye baksam, karşımda senin yüzün.
Mıh gibi aklıma kazınmış o derin izlerin;
Sensiz bu koca dünya, kapkara matem güzün.
Ellerin hep ellerimi tutsun, hiç bırakmasın,
Bile bile lades dedim,
Yanlışın sonu: yıkıcı bir hüsran.
Bu hayatın bariz bir kuralı;
Ben cam evimden vuruldum ta baştan.
Ne çare bulunur?
Her şeyi boşa çıkaran bir son var,
Hiçbir şey yapmama isteğim.
Baktıkça ağlayasım geliyor,
Birden bire boşalır gözlerim.
Varılacak bir yer var,
Sonbaharda solan çiçekler gibi,
Hüzünlü yalnızlığım,
Sararıp solar, kurur.
Türküleri yakar içimde bir bir;
Acının en keskinine zehrolur.
Sol yanımda hasretlik var,
Düşlerim deniz ardı ülkelerde.
Türküler sevdana kanat çırpar,
Şiirlerimi öldürür gözlerinde.
Hüzünle yüklü ışığım sönerken,
Susadım yokluğuna, çöller kadar ıssız ve dar,
İçimde binlerce senin hasreti, binlerce ahım var.
Ansızın çekip gidersin diye korkuyorum;
Sürsün bu ağır hikâye, sürsün sonsuza kadar.
Sesin sesime karıştı, artık suskunluğum ondan,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!