Ay geceyi sararken,
Bir özlemle çökeyim kalbinin en tenha yerine;
Kendi kendine susup kalasın,
İnkâr edemeyecek kadar taşayım içine.
Adımların yavaşlasın,
Sıradan bir gündü, vakit erken.
Hayatın içinde hazin bir hikâye,
Bütün hayaller uzak yerlerde doğar,
Adım adım adın kalır senden geriye.
Koşsam, takatim yok sana gelmeye,
Zehrini akıttığın o günden beri,
Yüreğim üşür, ellerim titrer.
Gece mi sanırsın hüzün saatlerini?
Gündüzüme de kara bulutlar göçer.
Sarılmayı bilir misin? Sahiplenmeyi?
Nihayet soğuk bir kış sabahında,
Yalnızlığımın acı tortusu,
Sonbahar çiçeklerinin geçkin kokularıyla duyulur,
Alev alev yanan pencerelerde buğusu.
Yanık kokulu sokaklar,
Uzak diye bir yerler var;
Hasret, gurbet, özlem içeren…
Ağladığında gözyaşını silenin olmadığı,
Binlerce kilometrelik diken…
Senden uzakta başlıyor bir gün,
Elemli vicdan usulca aktı,
Sabahın çiğine hasret çökerken,
Umarsız bakışlarda söndü mum,
Gelgitler ölü yüreğe doğarken.
Ruhunun mesafelerinde kayboldum,
Hüzün mevsimi geldi yine,
Şimdi gitme vakti.
Yol beni bekler,
Gurbetten gurbete gitmeli.
Yol uzun, gurbet zor,
İlk görüşte aşk diye bir şey varmış,
Bir gece çat kapı çıka geldi.
O an her şey sustu, zaman durdu,
Hayalini gördüğüm o sevgiliyi kendine giydiriverdi.
Bir alev aldı ki içimi,
Bu aşk illeti kör eder gözünü,
Faili belli bir cinayettir.
Ayağın sürçer, kalbin tekler,
Hayal kırıklığı hep peşindedir.
İç çekerek beklediğin eski,
Bahçemde açmaz güller, soldu baharım,
Sözüm geçmez günlere, inanmaz mısın?
Gözyaşım sel olur, taşar her bir yaşım,
Sol yanım paramparça, inanmaz mısın?
Dağlar bilsin aşkımı, rüzgâr da duysun,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!