Uzak diye bir yerler var;
Hasret, gurbet, özlem içeren…
Ağladığında gözyaşını silenin olmadığı,
Binlerce kilometrelik diken…
Senden uzakta başlıyor bir gün,
Elemli vicdan usulca aktı,
Sabahın çiğine hasret çökerken,
Umarsız bakışlarda söndü mum,
Gelgitler ölü yüreğe doğarken.
Ruhunun mesafelerinde kayboldum,
Hüzün mevsimi geldi yine,
Şimdi gitme vakti.
Yol beni bekler,
Gurbetten gurbete gitmeli.
Yol uzun, gurbet zor,
İlk görüşte aşk diye bir şey varmış,
Bir gece çat kapı çıka geldi.
O an her şey sustu, zaman durdu,
Hayalini gördüğüm o sevgiliyi kendine giydiriverdi.
Bir alev aldı ki içimi,
Bu aşk illeti kör eder gözünü,
Faili belli bir cinayettir.
Ayağın sürçer, kalbin tekler,
Hayal kırıklığı hep peşindedir.
İç çekerek beklediğin eski,
Bahçemde açmaz güller, soldu baharım,
Sözüm geçmez günlere, inanmaz mısın?
Gözyaşım sel olur, taşar her bir yaşım,
Sol yanım paramparça, inanmaz mısın?
Dağlar bilsin aşkımı, rüzgâr da duysun,
Bir bilmece gibi kalbi esrarlı,
Bir muamma olarak doğar insan.
Kum saati gibi yüz bin manalı,
Baharsız yazda yaşar çoğu insan.
İlk gençliğin kaygısızlığı eylül,
(Gazze’ye İthafen)
Aşkta yoğrulan bir türkü ol,
Mazlumun dilinde yakılan...
Sürgünün kalemi,
Zulmün sabrı,
Mühürlü sözcükler kül eder sırça köşkümü,
Ardından bir et parçasındaki yangın tutuşur.
Eski bir şarkı, çok uzaklardan vurur gönül dağımı.
Yokluğunla gönül evim siyah zülfünle tel tel olur.
Gönül süzgecinden her seher düşer bu gözyaşı,
Islak bir imza var şimdi nemli gözlerimde,
Kimi zaman pas tutar hani, ağır bir demir gibi.
Ateş olur, her gece kalbime düşer sessizce;
Dökülür damla damla gönlüme, bir kir gibi.
Aklıma gelirsin her gün batımında, ansızın,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!