Tükenmez sandığım yıllar,
Nasıl da uçup gitti avuçlarımdan.
Meğer hepsi hayalden ibaretmiş,
Koşsam yetişebilir miydim ardından?
Gençliğimdeki yakıcı kuvvetim,
Acılar omzumda uzun uzun ağlar,
Kırgınlıklar, kızgınlıklar üstümde yük.
İçime bir damla gözyaşı dökülür,
Yaralar deşilir, kan damlayarak çürür;
Kesif toprak kokusu gelir, bölük pörçük
.
Bir insan kaç kere ölür bu dünyada?
Bir kalp kaç parçaya bölünebilir ki?
Neden çalmaz bu telefon, neden?
Ya o mesajın hani, nerede kaldı ki?
Zavallı gözlerim, zavallı kalbim,
Gel artık, eskidi yüzün yüzümde,
Bir sen kaldın, sökülmeyen yara gibi içimde.
Ne gece huzur verir, ne gün doğumu teselli,
Kaybolmuş bir rüya gibi uzaktasın yine.
Seninle başlayan sabahlar,
Yüreğim tutuşur, közünde külüm,
Tutsağım aşkına, sar da geleyim.
Sustukça göğsümde büyür her ölüm;
Hele bir dön bana, bak da geleyim.
Duvarlar şahidim, içimden taşar,
Şu yüce dağlarda hâlâ izlerin,
Gözlerim yollarda kaldı, gel gayrı.
Benliğimde yitti son gülüşlerin,
Gözlerim yollarda kaldı, gel gayrı.
Kapımdan gidenim dönmedi geri,
Her gün bir gemi kalkar yüreğimden;
Ayrılık kapımızı çaldı, uzaklar çağırıyor.
Aşılmaz dalgalar, uzak diyarlar benim;
Ne zaman düşse gözlerin gözlerime, hıçkıra hıçkıra ağlıyor.
Çoktan alabora olup karaya vurmuşum;
Bir yudum şaraptı gençlik;
Aklın ateşini tutamadım elimde.
Şimdi hatıralarda yaşıyorum,
Ölürken gül yaprakların yüreğimde.
Savruldum rüzgârın önünde;
Gençlik aşkım,
Nisan yağmuru gibi,
Gelip geçersin sandım.
İçime bir yağdın,
Deldin ama hiç geçmedin.
Suskun, yorgun ve kederli,
Başımı alır giderim.
Ya unutmak ya kaybolmak,
Selamı keser giderim.
Kimselere söylemeden,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!