Saat gecenin üçü beşi,
Ne fark eder; yapayalnızsın yine.
Ansızın bir gün kalbin duruverir,
Dişlerinin arasında o terane.
Doğarsın, sonra da ölürsün.
Yarım kalmış bir hikâye bu,
Yüreğimi sızım sızım sızlatan.
Nasıl bırakılırmış yarı yolda yaralı,
Nasıl kanatılırmış sevda hiç yoktan.
Çaresiz bir yokluğun içindeyim,
Madem her şey manen adeta der ki,
Her hayrın başı olarak Bismillah…
Bismillah… ne çok bitmez bereket ki,
Tükenmez kuvvetle: Elhamdülillah.
Zat’ın kudretinin mucizesine,
Yollar uzun, derman yoktur,
Elif diye, Elif diye;
Vuslat yarın, ferman yoktur,
Elif diye, Elif diye.
Ağlar bülbül güle karşı,
Sonsuz bir sevda suçu içindeyim,
Seviyorum seni, elimde değil.
Her an seninle, hep seni beklerim,
Bütün dünyam sensin, elimde değil.
Senle başlar her gün, senle biterim,
Ellerim bomboş, Leyla...
Yüreğim, içini sığdıramıyor kendine.
Bu yükü kim taşır,
Kim anlar, kim duyar beni?
Bir gece yıldızlara sordum:
Yaşlılığın gençliği, o ellili yaşın başındasın;
Kalbin, bütün ağır yaraların limanı artık.
Sayılar, takvim yapraklarında bir bir çürümekte;
Gençliğin yaşlılığı ha bitti, ha bitecek; ne yazık!
Hesapsızca ağladığın o uykusuz geceler...
Kavak yelleri esiyor yine başımda,
Nereye baksam, hangi aynaya dönsem sensin.
Işıksızlık ne zormuş, bir bilsen bu karanlıkta;
Sensizlik ölümden beter, boğuluyorum, bilesin.
İçimde delice, dizginlenemez bir his var,
Gönülden gönle köprüdür,
Ömür verdiğim gözlerin.
Aşkın dilinde düğündür,
Yürekten saran gözlerin.
Yaram var yârin içinde,
Anıların sessiz serzenişinde,
Pullu vedalar vardı eskiden.
Yüreğini, yüreğinin içine koyup,
Gelinliğe sarılmış tabutla gelen.
Yorgun düşerdi gözler, iplik iplik.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!