Öldükten birkaç saat sonrası küs ve üvey;
O hıçkıra hıçkıra ağlamalar azalır.
Evde yeme içmeyle ilgilenen her birey,
Kabirde çiçekli Kur’an saçar, hali hazır.
Aklın cinneti, organizmalar çalışırken,
Çok derinden bir ah geldi.
Hicranım karardı yıllar,
Kapanmaz yaralar imdi;
Vicdanım dağlandı yıllar.
İçi kanatan gözlerin,
Bu bir vazgeçiştir.
İçimde sustuklarım haykırıyor.
Söyleyemediğim sözler,
Kuru dallarımda sinsice yanıyor.
Gidiyorum… kendimden,
Her gün bir yerini çiziyorsun kalbimin;
Çize çize vuruyorsun neşteri.
Belli etmesem de nasıl da acıyor…
Geri dönülmez artık, telafi edilmez gayri.
Kanlı meydan muharebeleri gösterdi:
Yaşam, dipsiz ve karanlık bir kuyu;
Görünür insanların yorgun gözlerinde.
O gözlerde saklanan bin bir yalan,
Erir gider, ölüm denen o mutlak hakikatte.
En uzak mesafeler, sanma ki yollardır;
Gidiyorum, için için yanarak,
Gün be gün içimde büyür ecelim.
Dalıyorum uzaklara, ıpıslak,
Gönül gözüme gözüktü ecelim.
Hasretinden bedenim paramparça,
Gün devrilir akşam ile,
Ecel kapım çalıyor ya.
Bir garip telaş aşk ile,
Ecel kapım çalıyor ya.
Ne malım kaldı ne mülküm,
Düşünce yaprak kurur dal,
Hakikati basar efkâr.
Fısıltı gibi bir hayal,
Ecel vakti gelir bir gün.
Her kervan bir gün yorulur,
Vakit tamam...
Yine geldi o amansız gitme saati.
Zamanın heybesinde ne var, bilinmez;
Ama ben hep o bitmez özlemle anacağım seni,
Ey benim dert ortağım, Ege Denizi!
Kulak misafiri oldum,
Adımı duyunca aklını yitiriyormuş.
Derin bir iç geçirip,
Başından aşağı kaynar sular dökülüyormuş.
Üzüntüsüne tuz biber ekiyormuşum,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!