Sarı, sıcak bir şeyler oturur sineme,
Yara bere içinde kaldı dizlerim ardından.
Ayrı yollarda üşür düşlerimiz,
Adını koyamam… boğazımı yakar konuşursam.
Resimlerde hem varım, hem de yokum;
Yük olmadan omza, göz arkada,
Her şeyden vazgeçip gidiyorum.
Hüzün ayaklanır o sırada,
Ardıma bakmadan gidiyorum.
Nereye olduğunu bilmeden,
Ardına takılıp geldiğim aşk,
Bir sarmalın çıkmazı.
Gözlerindeki keder perdesi,
Acı hatıra gibi bıraktı bir bir saçıma beyazı.
Şu el ele gezdiğimiz dünkü sokaklar,
O her yerden çekip gitme isteği,
Har ateş gibi yakar hasretliği.
Artık gözlerinsiz yapamam, gitme;
İçimi kemirir ölüm döşeği.
Gitme, bırakıp gitme, dur sevgili,
Varmak için çıktığım bu yolda,
Hep eksik hissediyor bir yanım.
Her şeyden vazgeçti de,
Bir senden geçemedi sol yanım.
Ömrüm arayışlarla geçti,
Kör bir pencereden,
Kapıldım yine rüzgârına usulca.
Yürüdüm kederle yolları,
Çok uzaklara gittim kara trenle gece boyunca.
Yüzünü avuçlarıma alıp,
Ayaklarım başka yerde,
Kalbim bambaşka bir yerde.
Ayrılık yürekte başlarmış,
Yokluğun bile ötesinde.
Can kenarı mı, cam kenarı mı?
İnsan kaybolmuş bir çift bakışta,
Ve bir avuç gözyaşında…
Ellerden düşen her bir anıyla,
Belli ki unutulmuş çatlak bir bardakta.
Yeni bir söz bulmalı mı bu karanlıkta,
Tek yara dizlerimde olsaydı keşke,
Hayatın siyah beyaz renginde,
Bir şiirden geçerken el ele,
Gömülseydik bir şairin dizelerinde.
Bir dilsizin düşlerindeki,
Bir gölge oyunu dünya,
Gölgeyi bir diğer gölge takip eder.
Cevabı meçhul sorular,
Pas tüten yüreğimde erir gider.
Çaresizliğin dağlayan çığlığıdır bu,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!