Savur gönlüm yangının küllerini,
İstersen yak, yık, acıt, kanat beni.
Sende tattım aşkın en yücesini,
İçindeki kor köze gömün beni.
Ninnileyen, ağıtlayan, büyüten,
Bir avuç suyun her saati yaralı;
Yakar, zamanla geçer dedikleri.
Bir kelebek kanadına takılmış,
Sessiz testerenin dişlileri.
Kaybolursun bir takvim yaprağında;
Dinmeyen hicran olsam,
Açmam seni gönlüme.
Mahzun, perişan olsam,
Almam seni gönlüme.
Çöllerde sersem olsam,
Bir deryada kaybolmuşum,
Son sözlerinle sarhoşum.
Her anımda özlüyorum,
Ayrılık bitsin artık yâr.
Düşlerimde gezerken sen,
Lafın kalbime kazındı,
Sevda denizinde yandı.
Sığmadım hayale gönül,
Bir çift yeşil göze kandı.
Teni kurşunla delenler,
Senin hiç yüreğin sızlamadı ki,
Gönül ağrısı nedir bilmezsin sen.
İçin acırken günlerce kaçarsın,
O tarifsiz hüzün, vicdan azabı gibi bir şeyden.
Bilinmedik bir yerde,
Kuşlar gibi uçabilseydim,
Bulutlarda hür ve tek başıma,
Kar taneleri yorganım,
Rüzgâr yoldaşım olsaydı semada.
Baharın sonunu görmeden,
Ölüm, yaprak gibi dökülür önce;
Kıyamet kopar, ateşin içimde.
Çiğ tanesi gibi yanar yürekte,
Bir ah aldım ki yosun tutmaz bende.
Tuz, ekmek hakkı değil ki sol yanım,
Dizimde dahi takat yok,
Birden saçlarım ağardı.
Kör kandilin ışığında,
Gözlerimin feri söndü, ıslandı.
Hiçbir şey yapmak istemiyor canım.
Bir romanın sayfalarında yaşıyorum,
Nasıl biteceğini bilmeksizin.
Son sayfasına ne kadar kaldı,
Sen bu öykünün neresindesin?
Bazen kendimden dışarı çıkıp,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!