Garip seslerle havalandı kuşlar,
bir işaret mi ilettiğin, ben yiterken
kahreden zamanın pençesinde.
Burdan nereye gitsem, diner
çaresizliğim.
Bu temassızlık yakacak canları,
bakıp da görmeyen gözler.
Kayan yıldızlar gibi gecede,
acelemiz de kaybolup giden.
günün doğası belki, insanı
yoran eşya oluş, bunca sızlarken
Kayıplarımız önümüze çıkar.
Biz isteyelim yeter ki
gözyaşlarımızdan akar.
Kavgalarımız olmuş, kırılmışızdır
bazen. Ama, anılarımızın sağlam
zeminidir onlar. Sevgimiz tersyüz olmuştur,
Gün dokusunda dolaşan, bir damlada
yükselen hayat, ezen bir rüzgara savrulurdu,
kendini unut, belki yeniden kurulurdu, bitse de
umut, yola koyulurdu, sabah gelen ışığı bulurdu.
Unut, ona sokulurdu, azıcık söz yanardı gün boyu,
sesler arasından hayat, dokunurdu. Çirkinleşirse
Bir aldırmazlık çöktü
olan bitenden sonra.
Korkum bile kuytuda,
bir dinginlik boşluklarımda.
Sanki bir kuş gibi süzülmekteyim,
Ulaşılmamış uzayın yadsımasız oluşumu,
kavrar iç yüzeyi, kayan ve duran uğultusu
karşı durmuş sanki bir küçük damlada,
anlatmaya sen olanı, sevgine doyan,
tekrar sorarsın, bu mu, yapımı yükseltmeye,
istemeden, çünkü doğurmak gibidir günden
Sanki kır çiçekleri uzak diyarlarda açar.
Bizim buralara sert rüzgar. Bir sanıyla
bağrımızda büyüyen ağaç, dallardan
göremeyiz, o güzel kokular elimizden kaçar.
Uykulu kır çiçekleri, uzun zamandır hasretim size,
Hiç gerçekliğiniz olmayacak mıydı,
uykulu gezinen varlığın nerde açılır,
ve tamam olurdu, bir söz yangınından
kurtarılmış ganimetler ağır bir yük,
atın bütün yükleri, tüy kadar hafif günler
anlamayla gelir, sonra bir akıntı tutulmaz,
Ah, nasıl boşandım
yağmur gibi.
Değen su mudur..?
Bu uçuşan binlerce kuş
kime susuştur..?
Kokladığım güller,
Çok uzaklardan bakarız birbirimize,
senin acından kime ne, çok anlamak
istesek bile, bizim elimize batmadı ki çile.
Ne vaktimiz var size, ne de derdimiz öyle.
Bir iki hayıflanma yeter bile, bakalım önümüze.
Tarih, yayınlar görmezden gelir, kendimizle




-
İlhan Ozascılar
-
İlhan Ozascılar
Tüm YorumlarDaha insancıl, merhamet, öykünme, takdir, tevazu, sevgi temelli seslenişleriniz samatya' da kemale erme yolunu işaret ediyor, azizim.
Duyguların gerçeklerle karşılaşması, tokat gibi çarpan acıtmalar,sert toslamalar, ifadelerin acımasızlığı, edilenlerin başa getirdikleri, soğukda olsa yaşamanın çekiciliğini vurguladığınız ilk eserinizi kutlarım, bu uslubunuz artık sahne oyunu yazılması gerektiğini çağrıştırıyor.
Daha insancıl, ...