Fatma Avcı 2 Şiirleri - Şair Fatma Avcı 2

226

ŞİİR


3

TAKİPÇİ

Fatma Avcı 2

Kalemimden dökülenler yüreğimin sesiydi. Doğmadan infazı verilen bebeğin parça parça alınan organları gibi döküldüm. Her bir harf neşterin ucunda sallanıyordu.

Kızıl renkli sonbaharın düşlerinde uyandı, düşen her yaprak gibi yağmurlarla toprağa karışmayı bekliyordu. Amacı ya yok olmak ya da yenibaharlarla hayata dönmekti. Yok olmayı düşledin hep, kimsesizliğin kollarında esintinin götürdüğü yere gitmek, yada fırtınanın nefesinde uzak diyarlara yolculuk etmekti.

Alışkanlıklar bırakılabilir miydi?
Gidebilir miydi bağlandığı kökler?

Devamını Oku
Fatma Avcı 2

Beni sessizce bekleyen odam girerken, Bu oda karanlık, bu oda kimsesiz, Bu odada yalnızlığımı içiyorum bardak bardak… Her şey aynı, her duygu kalıp şeklinde. İçimdeki hayal kırıklığının sesi bile… Yaralarımı onarmaya çalışıyorum. Oysa her merhem sürüşümde beni biraz daha içine çekiyor. Dingin ve masum bir bedende durgun suların, baygın nilüferleri gibiyim…
Hüzün ekerken toprak saksılara, Kasırganın getirdiği kar taneleri gibi duygularım. Düşler sokağındaki kendi yalanlarıma sığınıyorum. Suskunluklar öfkenin uyku zamanlarıdır. Fırtına öncesi dinginlik gibi…
Gittiğim her yere kirli bir hüzün, eksik bir ölüm akıyor. Parlak bir yıldız kayıyor gökyüzünden. Savruluyorum pişmanlıklara… Karalanmış defterler arasına sıkışmış rüya rüyada, dilime dolanıyor sözlerin, gözümde canlanıyor gülüşün. Ne kadarda güzeldi senin aynanda gördüğüm yüzüm…
Yaralı yüreğim şimdi bir külden ibaret. Sislere gömülmüş ormanda kalıyor düşlerim. Saklanan ay ışığı gecelerimde, kolların kendime ait hissettiğim tek ülkemdi. Sen o ülkenin efendisi, ben ise kölesiydim… Benim dünyama istediğin zaman istediğin şekilde girdin, ama beni dünyana sokmadın…
Bir kum fırtınasında, hiçlikte kaybolan var oluşumun duvarlarına çarparken, alacakaranlıkta yüreğime düşen öfkem gibi gözüme mesken tutmuş damlalara dönüştün.
Senden ayrı olduğum zamanlarda, kavurucu özlemini duyuyorum. Sen her aklıma geldiğinde yüreğimde ince bir sızı ve garip bir ürküntü duyuyorum… Ay ışığı parlak değil artık. Ateşe koşan kalpler soğumaya yüz tuttu. Elimde sadece boşluğa akan bir sevgiyi taşıyorum…

Devamını Oku
Fatma Avcı 2

Ayağa batan taşlar gibi tek tek ayıklamaya çalışıyorum duygularımdaki rahatsızlıklarımı. Koparmaya çalışıyorum yüreğimdeki yalancı sevdaları, riyakar ruhları..Mutluluk çerçevesinde sergilenirken fotoğraflar, yaşanmışlıkları silgi ile silmeye çalıştım kaybolmuş zamanlar içerisinde.
Sevginin mezarını kazarken tırnaklarınla, yüreğinde içinde bıraktın. Tam kapatmadın, kapatamadın, nefes alabilmek için açıklık bıraktın. Ölmedin, öldüremedin.
Beyninde mesken tutmuş soru işaretlerine cevap bulamadın, içinden geçenleri dillendiremedin. Özgür bıraksaydın yüreğini, kimseye duyurmadan sorabilirdi o.Sessiz soruların yanıtı da sessiz olurdu. Aklın bir adım geride dursa da, yüreğin yollara düşmenin sabırsızlığını yaşardı.
Yüreğim yapayalnız, yüreğim üşüyor. Yeni açmış baharın tomurcuklarının beklenmedik bir ayazla donması gibi kalakaldım. Umut yüklü sevinç damlacıkları bir anda kurudu. Gül yapraklarıyla donatılmış sırça köşküm gidişinle yerle bir oldu.
Güneşin kızıllığı çökerken gökyüzüne son bir veda ile bakar biten güne. İçinde pişmanlıklar, hüzünler umutlar ayrılıklar bırakarak. Hüzünlü bir şarkıdır gün batımları. Filmi başa sarıp tekrar tekrar izlemek gibi…
Yaşadığım zaaf anlarımı zihnimden silmeye çalışıyorum. İçimde yabancı bir sıkıntının tohumları, duygularım allak bullak. Pişmanlıkla az çok tanışmış olan yüreğim, isyanlarda. Acıyı göğüsleyemiyorum, hafifletici yollar bulup çıkararak dayanılır hale getirmeye çalışıyorum…

Devamını Oku
Fatma Avcı 2

Her şey bir avuç külden ibaret. Önceden tasarlanmış kaçış hazırlıkları beni bekliyor. Yanı başımda görünmeyen bahçede rüzgârın örselediği ruhumun, isyan kokuları geliyor. Geçmişin gölgesinde görünmez oluyorum.

Geçmiş zamana karşı, yazdıklarımı kapatırken bir pencereyi kapatmanın rüzgârıyla üşüyorum. Hediye edilmiş günde parmak uçlarının nefesini arıyorum. Savunmasız bir kuş gibi avuçlarına geldim, sakın beni bırakma.

Kollarının arasındaki ten kokunun sarhoşluğu gibiydi bedenimi saran bahar kokusu. İçime çektiğim her nefeste benliğimi dolduruyordun.

Devamını Oku
Fatma Avcı 2

Med-Cezir Akşamlarına Bıraktım Kendimi

Gönül ikliminde baharı yaşıyorduk. Bütün renkler duygularımızla dans ediyordu. Beden dilini kullanıyordu artık yürek. Yüreğimizdeki sıcaklığı avuçlarımızda hissediyorduk. Adımlar yürek odalarında gezinirken beden kendi mutluluğun ummanına bırakıyordu. Sevgi sağanağın da ağır ağır yürüyor, iliklerimize kadar ıslanıyorduk.

Artık konuşmuyorduk. Gözlerimiz yüreğimizin mütercimi olmuştu. Beden ise bu konuşmalara sessizce eşlik ediyordu. Söylemek istediklerimiz dudaklarımızdan dökülmeden verilmiş bir emri yerine getiriyordu. Doludizgin giden zamana yetişemiyorduk. Hüzün ve gözyaşı kavramlarını unutmuştuk. Gözlerimizde mutluluğu kandilleri yanıyordu. Söndürmemek için sevgi pınarından sızdırdığımız yürek sıvısıyla yeniliyorduk.

Devamını Oku
Fatma Avcı 2

DAĞ KULÜBESİNDE

Uzan dizime hadi, bırak kendini sere serpe,
Dök içinden geçenleri ruhunla bedeninle…

Uzan dizime hadi, koy başını sessizce,

Devamını Oku
Fatma Avcı 2

Bestesini yapardım aşkın, kullanılmamış notalar eşliğinde dans ederdim. Bir aşkın bestesini yüreğime dinlettiğimde sana ait ne varsa içimde duyar, seni yaşardım. Uzatsam ellerimi senin namelerindeki bahara dokunurdu. Müziğin hırçın yükselişlerinde feryadımızı saklayıp nota uçuşlarındaki güftesiz nakaratları söylerdik. Ben olurdum, dudak izleriyle bezeli kadehin sevgisinde yudum yudum aşkı içerdim. Şimdilerde dudağından dökülen sözcüklerde sitem esintisi, dilinden mi, yoksa yüreğinden mi geliyor? Bunu öğrenmeyi bile istemiyorum.

Kışı bahar zannedip açmıştık, bilemedik gece ayazının bizi donduracağını. Direndik derin gecelerin buz kesmelerine, umut ışıklarının aydınlatacağını düşündük, kırağı vurmuş toprak üzerine. Ayaz kurutsa da dallarımızı, köklerimizi sevdanın sıcaklığına sarılıp direnerek gerçek baharları bekledik. Kıraç topraklara döktüğümüz sevda tohumlarını gözyaşlarımızla suladık. Acıların geçeceğini umarak baharın ilk umutlarına bıraktık hayallerimizi.

Sözleri bitirdik, cümleler duyguları anlatmaya yetmeyince konuşmayı yüreğimize ve gözlerimize bıraktık. Hayatın zulmünü göz ardı edip yenibaharlar, yeni umutlar getirsin dedik.

Devamını Oku
Fatma Avcı 2

Yıldızlarla bezeli gök kubbenin altında artık kim olduğumu bilmiyorum. Pervanenin aleve çekilmesi gibi yok olup tükenene kadar sana yaklaşıyorum. Ateşten fırlayan kıvılcımlar, biraz aydınlık biraz da acı veriyor dokundukça ruhuma. Ben her kıvılcım sıçramasında biraz daha kavruluyorum.

Önemli bir randevuyu kaçırmak istemez gibi telaşlı yüreğim bir koşuşturmanın içinde. Hayatın götürmek istediği yere sorgusuz sualsiz kollarına bıraktım, ya seninle yada sensizlikte yol üzerinde bilmediğim diyarlara yol almaktayım.

Sessizliğin ortak dil olarak seçmiştik, konuşmuyorduk. Gözlerimiz alevin titrekliğinde birbirine dokunduğunda yürek dili açılıyordu. Bir kudümün ritminde söyleşip, bir neyin nağmelerinde ağlaşıyorduk. Dokunmak gözlerinle teninin sıcaklığını hissetmek ve yitik hayallerimize sarılıp ağlamaktı. Gözlerinin delip geçtiği anlarda seninle yok olmaktı, senle dolu zamanlar.

Devamını Oku