Fatma Avcı 2 Şiirleri - Şair Fatma Avcı 2

Fatma Avcı 2

Beyazlığımıza el değmemişken. Henüz ne sensiz, nede bensiz kalmamışken. İkimizden biri diğerini terk etmemişken…

Göçleri yaşamayacaktık artık. Ömrümüzün bu kış mevsiminde, yüreğimize cemre düşerken, baharı beklemiyorduk. Kelebeğin ömrü kadarda olsa yaşadıklarımız, ertelemedik başka baharlara sevgiyi. Kırık kalplerimiz tutunacak bir dal ararken, kıraç topraklar gibi çöle dönüşmedik. Bir damla yağmuru beklemeden, sevdayı filizlendirdik…

Toprağa serpilmiş tohum gibi sarıldık birbirimize. Mutluluğun tomurcuklarını gözyaşlarımızla sulayarak, rengârenk çiçekler açtırdık. Kavuşmanın hazzını yaşarken yüreğimizde gözlerimiz birbirine kenetleniyordu. Yüreğimizdeki ateşin dumanı ağzımızdan ah olarak çıkıyordu.

Devamını Oku
Fatma Avcı 2

Aşkın yükseliş alanları vardı aslında alçalmak için hızla koştuğu anlardı. Ta ki tökezleyinceye kadar. Düşerken tutunacak bir söz arardı.

Ruhum boşlukta sağa sola yalpalıyor. Bazen duvarlara çarpıyor. Her çarpmada derin yaralar alıyor ve o yaralar ki kapanmadan bir diğerini kanatıyor. Ölümcül değil ama tedavisi yok.

Göç zamanının yalnızlığıdır yaşananlar, okunmamış mektupların cevapları. Pimi çekilmemiş bomba gibi masumdu. Çekilen pim ile birlikte etrafa şarapnel parçaları gibi dağılacak sözcüklerle doluydu.

Devamını Oku
Fatma Avcı 2

Doğduğun gün kaderin çizilmişti senin. bir sessizlik, bir sükunet çökmüştü doğduğun odaya. Sevinç çığlıkları atılmıyordu. Bahşişler hediyeler dağıtılmıyordu. Muştular verilmiyordu doğum haberin…

Kollanacak gözetileceksin, hatta bir geyşa gibi yetiştirileceksin.Önce ailenin evinde hizmet edecek, sonra bu görevin daha ağırını koca evinde yükleneceksin. Boynun hep bükük emirlere boyun eğmeyi öğreneceksin ekonomik özgürlüğün olsa bile sen hep eksik etek hep saçı kesik olarak bilineceksin. Doğuda satılacak bir mal. Batıda Afrodit veya Venüs olarak görüleceksin.

Sen ailenin namususun.Duyguların hiçbir zaman ön plana çıkmayacak.Mücadele ruhun önce baban tarafından sonrada kocan tarafından hep bastırılacak… Çünkü sen ataerkil bir toplumun ferdisin.

Devamını Oku
Fatma Avcı 2

Tükenişimdi Gün Doğumları

Sana olabildiğince uzak, bir o kadar da yanı başındayım. Büyük bir savaşın orta yerinde barışı özleyen, karanlığın korkusundan aydınlığa uzanır gibi düşüyorum yollara. Bir yürek atışı kadar yakın, bir nefes zehir kadar ölümcül sevdamda nefes almamı sağlıyorsun.

Aynadaki yansımaların silueti idi belki bizi aldatan. Aslında iki bedende tek ruhtuk. Kaybolduğumuzda biliyorduk ki birlikte gidecektik kaybolan zamanlara. Ruhların karanlığına gömülsek bile hala eksikliğimizi hissedecektik.

Devamını Oku
Fatma Avcı 2

Yaralarımın kabuğunu kopartıp kanatmayı sana bırakıyorum. Dağınık saçlarımla esmer geceler, sokaklarda yağan yağmur bana düşüyor. Karanlık gecelerde ışığını kapatma sana geleceğim, sessizce yanına gelip ‘’canım yanıyor’’ diye fısıldayacağım kulağına, ürpererek uyanacaksın. Boşlukta yuvarlanacaksın. Cümlelerin sahipsiz kalmış gibi ortaya savrulacak.

Her şeyde bir eksiklik vardı. Susmalar düşmüştü bana, gitmelerse sana. Sürgün sevdalara biçilen ömür ne kadarsa. Seni bırakmayı her düşünüşümde izbe köşelere saklanıp senin kokunu duyuyorum ellerimde tenimde. Yarım kalmış tamamlanmamış öyküler gibi, boyası yarım resimler gibi yaşamların infazına bırakıyorum kendimi. Bana hasret, bana hüzün, bana elemler kalıyor.

Boş veremediğim gönül yazgımda kayıp ruhları aramaya başlıyorum. Hangi acının bedelini ödüyordum. Nedenlerin batağında niçinler imin kavgasını veriyordum. Pare pare duygularımı onaracak sevgi sularını esirgemeyecek bir yürek limanı arıyorum. Duygu tünellerinde ilerlerken çarmıha gerilmiş düşlerin azabında kalıyordum.

Devamını Oku
Fatma Avcı 2

Korunmasız ve savunmasızca sevmek gözlerin derinliğinde kaybolurken ruhumun, bedenimin eriyip akmasıydı seninle olmak.

Yitik zamanın ardından koşarken ağustos geceleri iner üzerime. Dört bir yanımı hüzün sarar. Önce sayısız harfler susar, sonra sayılı sözcüklerle konuşmaya başlarım. Zamanın çarkları arasında ezilirken dilim, ağzımın içinde cümleler üretmeye çalışırım.

Keman tenlinde ağlayan yay gibi yüreğimin telleri üzerinde dolanır zaman. Zamanı dondurup, yalnızlık rotasını değiştirir, geçmişin dehlizlerine demir atar yalnız kalmış duygular.

Devamını Oku
Fatma Avcı 2

Yalnızlık çukuruna düşmemek için sarılırsın en yakın dallara kopmaması için. Sonu karanlık olan uzun yolun sonunda yanacak şûleyi beklersin. Aralanacak bir kapı beklide umutsuzluklardan seni alıp götürecek. Düşüncelerin ise uzak, çok uzak bir geçmişin derinliklerine dolanır.

Kalbine yaka çiçeği yaptığın mutluluk seni sonradan hüzne gömer. Ondan uzak sularda seyre başlarsın. Yüreğin sadece ona soyunmuştur. Gözün ondan başkasını görmez. Ruhunun en çıplak halini görmüştür. Gönlünün en kuytularına dokunmuştur. Yüreğine nakış nakış işlenmiştir. Seni sarıp sarmalayıp koynunda uyutmuştur. Sevgisini aşk ninnileri ile kulağına fısıldamıştır. Şövalye gibi ruhunu kalbine sürüp, en güzel imzasını atmıştır tenine.

Sevgi parkurunda ki yola birlikte çıkmışsınızdır. Debisi yüksek nehirde rafting yapıyor gibisindir. Gönlünün kürekleriyle, acı hüzün ayrılıklara çarpmadan, engeller arasında yol alırsın. Dokunduğun her şey onun yüreğidir.

Devamını Oku
Fatma Avcı 2

Buzdan Hançer

Yüreğine saplanan ihanet denilen buzdan hançer erise bile,acısı hep kalır. Kanadı kırılmış kuş misali... Her havalanışında eski yaranın acısını hissedersin. Örtersin üstünü, kilitlersin çekmecelere, tavan arasına kaldırırsın eskilerin yanına. Beklenmedik öyle bir zamanda ortaya çıkar ki; kapanmayan irinli bir yara gibi kanamaya başlar. Yüreğin sıkışır, derin sularda vurgun yemiş gibi nefesiz kalırsın…
Kepenkleri paslı mıhlarla çivilenmiş boş bir eve benzersin. Ruhun harabeler içinde kalır. Yalınayak dikenler, taşlar arasında yürürken, derin yaralarla yüreğin avuçlarında beklersin gün doğumunu. Darmadağınık olur yaşamın. Paçavraya dönmüşsündür. Lime lime eline gelir, tuttuğun her parça…
Mutlu olarak yaşadığın onca yıl, siyah beyaz film olur, akar gözlerinin önünden. O, yaşanmış ihtişamlı anlar, altın kâsede sunulsa bile nafile… Sel sonrası oluşan balçık içinde kaybolursun.
Yaşananlara rağmen çınar kadar güçlü olmaya çalışırsın. İçindeki sevgi kırıntılarını toparlayıp birer birer yeniden filizlenirsin mümbit toprağından... Sana sarılarak beslenen, yaşama seninle tutunan sarmaşık dallarını düşünürsün… Bilirsin ki sen yıkıldığın zaman o dallar dağılacaktır. Esen rüzgârlarla oradan oraya savrulacaklardır… Gövdendeki dipsiz kuyuya rağmen sen gene o ihtişamınla, vakurla ve gururla ayakta kalmaya devam edersin…

Devamını Oku
Fatma Avcı 2

Her evde bir ışık yanar. Bazıları güneş bazıları ise mum ışığıdır… Ben güneşimi kaybettim. Boyun eğmeden, kaderime razı olup karanlıklarda gönül gözümle dolanıyorum. Pervane gibi yanan her ışığa sürükleniyorum. O ışıklar ki beni kimi zaman yakıp, kimi zaman mumun rengine buluyor.

Yalnızlık batağına sürüklenmeden koştuğum yolların sonunu göremiyorum. Ardımda ise koskocaman bir boşluk. Köşe başlarına sıkışmış kısa mutluluklar arasında gidip geliyorum. Derdimi cihana anlatıp çare arayım derken dile düşüyorum.

Sedefteki inci gibi sakladığım yüreğimde sen benliğime dolanırken ben yok oluyorum. Aşkının orduları yüreğimi yağmalıyor.

Devamını Oku
Fatma Avcı 2

Cennet kalabalığında yabancılık çekerken.
Kendimi aşk denen ırmağın akışına bıraktım.
Sonsuz ruhtan nefes üflerken bedenime,
Kayboluşlarımda hep sen vardın...

Bilinmezliğin kesilip eksilmeyen bilgisinde,

Devamını Oku