Fatma Avcı 2 Şiirleri - Şair Fatma Avcı 2

226

ŞİİR


3

TAKİPÇİ

Fatma Avcı 2

Bastırılması güç, hatta olanaksız bir duygu,
Öncekilerden de güçlü acımasız ve umarsız.
Gürültülü ve patırtılı bir çılgınlık yaşadığım,
Yokluğuna hiç alışamadığım,KİMSİN SEN? ? ?

Suçlu olan sen değil benim aslında,

Devamını Oku
Fatma Avcı 2

Ruhum bedenimi dünya üzerinde sallandırırken,
Sözcükler boğazımda düğüm düğüm kaldı.
Yüreğimde bir yerimin olmasını beklerken,
Yaka paça atıldığım zindanlarda kayboluyorum…

Rüyadan uyanırcasına silkelenip kendime geldim,

Devamını Oku
Fatma Avcı 2

Yola çıkma vakti gelmişti artık. Gitmen gerekiyordu. Mutluydun ayrılırken yanında sevdiklerin olmasa ayrılık seni üzmüyordu. Hele ayrılığın diğer adını iç aklına bile getirmiyordun. Kısa süreli ayrılıklar hele birde sayılı gün olunca çabuk geçerdi akreple yelkovan arasındaki koşuşturma. Sallanırken eller giden bir konvoyun ardından yüreğinde götürüyordun sevdiklerini…

Özlemle beklediğin sevgiliye gider gibiydin. Kollarını açıp sarılmak sana geldim diyebilmek için bunca yıl beklemiştin. Seni büyüten sarıp sarmalayan kucaktan ayrılırken döneceğim diyordun. Bekle beni döneceğim gururla ve onurla verilen görevi yerine getirdim diyerek.

Gittiğin yer ana kucağından farksız. Akşamları içtima sonrası söylenen bir türkü göz çukurlarını doldururdu galiba bu biraz hüzündü ama çabuk dağılırdı. Kendini bilmez satılmış beyinlerin oyununa gelen kadar. Esmer gecede kızıl güllerin açmasına neden olmuştu sessizliği bölen çığlıklarla birlikte kabuğu kopartılan yara gibi acı vermişti. Bedenine değen yabancı dokunuşlar.

Devamını Oku
Fatma Avcı 2

El ele yürüdük suçlu çocuklar gibi
Arkamızda bıraktık bütün yaşanmışlıkları,
Âdem ile Havva’nın cennetten sürgünü gibi
Kalpte sadece sezginin hüznü kalmıştı.

Büyük bir yalnızlık korkusu sardı benliğimi,

Devamını Oku
Fatma Avcı 2

Çekmecende Sakladığın Gözyaşları

Sevgi çocuklarının olduğu yerde, yada sevilmenin henüz başladığı zamanlarda, kızıl renkli ışık demetleri üzerindeki hüznü yok etmeye çalışırsın. Sevgiden titreyen özlemler sarar bedenini. Kelimeler yüz üstü bırakmıştır. devrik cümlelerin ıslak kaldırımlar üzerine uzanır. senin onları yerden kaldırmaya takatin kalmamıştır.

Karanlık aynanın görünmeyen yüzünde uzak bakışlara takılırsın. Yaşantındaki çakıl taşları ruhunda açılan yaraları kanatır. ‘O’nlu zamanlarda yazılmış kaderine isyan edersin. Üşümüş sözcükler sarmalar kalemini, duyguların kağıt üzerine harflerle akarken yürek dilinin kilidi çözülür. Elini uzatsan dokunacak kadar yanı başındadır. Oysa bir nefes kadar uzağındadır.

Devamını Oku
Fatma Avcı 2

Gündüzün gözyaşlarından arta kalandı geceye izini bırakan. Yakamozların eşliğinde sandalın türküsünü söylüyorlardı kürek şamandıra ve ay.

Aslında gizemdi karanlık, gizemdi sis, nereden ne yaşanacağı bilinmeyen. Açılmamış yüreklerin sesleriydi belki sisler içinden gökyüzüne ulaşan, belki de yüreğin gözyaşlarıydı geceye nemini sunan. Nasılda karanlıktı ve nasılda umursamazca dolanıyordu kendi halinde sanki elinden tutanı olmayan çocuk gibi. Açıldıkça açılıyordu yüreği ve döküldükçe yaşlar kızgın yüreğe dumanları savruluyordu yeryüzüne.

Açılmakla ne kaybedecekti görüntünün güzelliği zaten her şey yerli yerinde değil miydi? Sandal yalnız deniz üzerinde yürek bağlanmış şamandıra ipine sürüklense en fazla kıyıya vururdu ayakları bağlandığı demirden.

Devamını Oku
Fatma Avcı 2

KIRMIZI KAR-DENEM

Gecenin ıssızında buluştuk, karanlık, su ve su üzerindeki yakamoz; sen bimeden seni konuştuk: sensiz yarım olan günü nasıl tamamladığımı anlattım...
Ağa takılmış kelebek misali, kaçmaya çalıştıkça daha fazla bağlanışımı... Yaktığın ateşin hala sönmediğini... Sana bağlanışımın ve ruhuna esir oluşumun sebebini bilmediğimi anlattım...
Sevda yanığına çare ararken, lokman sayfalarında. Özgür ruhumu sana hapsedişimi, yüreğinin sınırlarında senin izin verdiğin zamn dilimi içinde, sana olan aşkımı nasıl yaşadığımı anlattım...
Gidişinle, penceresiz bir hücrede nasıl boğulmaklı olduğumu... her nefes alışımda seni biraz daha nasıl içime çektiğimi... Name name, nota nota yüreğimede bestelediğimi, nakış nakış derunuma nakş ettiğimi anlattım...

Devamını Oku
Fatma Avcı 2

İki yürekti birbirine bakan iki yamaç. Derin kanyonun bir araya gelemeyen iki yamacı.

Yılların yorgunluğu vardı yüzlerimizde, esen sert rüzgârlar yaşamlarımızda derin izler bıraksa da, şekillense de en acımasız duraklarını yaşadık. Yılmadan, bıkmadan usanmadan seyrettik birbirimizi. Seslerimiz oldu vadide çağıldayan nehir, uğuldayan rüzgâr. Kokularımızı taşırdı birbirimize birde ılık buselerimizi. Güneş yanıklarına karşın yürek yanıklarımız ateş olurdu, gül olurdu. Bazen de kayalıklarında açan dağ çiçeği.

Yolunu kaybetmiş martının çığlıkları yankılanırdı dağların yamaçlarında. İşte o zaman ölümün gözlerini görürdük. Yaşayamadığımız zaman dilimindeki kızıl gün ışıkları arasında. Derinlere çekilirdik, yükseklerdeki mağruru duruşumuzun gururunu hiçe sayarak. Gizli sevdaların ses yükselişlerine karışırdı hüzünlerimiz ve özlemlerimiz.

Devamını Oku