Fatma Avcı 2 Şiirleri - Şair Fatma Avcı 2

Fatma Avcı 2

Gözlerinde okudum aşkı.harf harf sözcük sözcük,
Yüreğime işledim seni, ilmek ilmek, düğüm düğüm,
Bedenini bedenime nakş ettim, desen desen,
Varlığınla yoğruldum, gün be gün...

Nefes nefes içime çektim her solukta,

Devamını Oku
Fatma Avcı 2

Umut ve güç ver sisler arasında, nefesin olsun bende, birde sözcüklerin. Yağmurda ayak seslerin duyayım. Güneş bulutların arasından göz kırparken senin hayalin dolanayım. Sigaranın dumanında nefeslerimiz karışsın özlemle ve hasretle. Yaşayamadıklarımızı, bencilce ve fütursuzca yaşayalım. Kapatalım kapıları, sevgi selinin coşkun şehvetinde, avuçlarımızdaki köz ile yüreğimizde yoğuralım…

Demirci körüğünün nefesi korlaştırırken yürek ocağını, dumanında boğulmayı göze alalım. Gelecek olan kem gözleri, nazarları yok edelim. Fırtınaya karşı kürek çekelim. Limana atılan halatlar, azgın dalgalarla parçalanırken fısıltının hafifliğinde arşa yükselelim. Ağırlaşan ruhumuzu arzın derinliklerine gömelim. Konuşmayı unutup, kelimeleri silelim. Yürek sesleri sarsın dört bir yanımızı. Değirmen taşı gibi boynumuzda taşıdığımız yalnızlığı, kırlangıç kanadında bilinmezlere gönderelim…

Endişe bulutlarının griliğinde, hayatın boşa harcanmışlığını keremsi bir buruklukla içimizde yok edelim. Dudaklarımızda ki sinsi istilaları, yutmaya çalıştığımız sessiz çığlıkları yüreklerin rehberlik ettiği sözcüklerle boğalım. Zamanı yitirmiş seyyahların gam yükünden nasibimizi alalım. Karanlığın rahminde doğup, gözyaşının tuzunda yıkanalım. Kavrulan yüreğimizin serinlemesini beklerken…

Devamını Oku
Fatma Avcı 2

Kendi Nefsimden Artık Bir Nefes Sakladım

Her şey iz bırak(mı) yor ve her şey hiçbir şey ile sonlanıyor. Hırçın kıpırdanışlar yerini huzur ve dinginliğe bırakırken. Beraberlik sürecinin tükenişliğin de çöl ortasında umarsız bir hüzün tutsaklığı sarıyor. Küskünlüklerin ardından esen bahar meltemi yok artık. Rüzgâr, rüzgâra benzemiyor artık. Bilinmedik bir şehrin üzerinde dörtnala yol almaktayım. Kendime yabancı bir dünyada ait olmayan gerçekten uzak bir bedeni taşıyorum. Bedenim ile benliğim arasında ince bir çizgi...

Hayaletli bir ev yalnızlığında sır gibi yokluğunun acısını büyütüyorum. Yalancı aşklar, sahte sevdalar arasında boğuluyorum, kenar mahallelerin küf kokulu sokaklarında. Neon ışıklarının çiy görüntüleri altındaki şehvet kokan caddelerin ortasında yalnızlığı yudumluyorum. Gözlerimde puslu ve dumanlı bir ıslaklıkla yürüyorum, bulvar uğultuları arasında. Destan satıcısının sesinde ki hüzün ve burukluk perde perde benliğimi sarıyor. Ne ihtiraslar ne de günlük zevkler avutabiliyor.

Devamını Oku
Fatma Avcı 2

Yüreğimin tezgâhını açtım, bitpazarına benziyordu. İkinci ele düşmüş, hoyratça kullanılmış umutlar. Kırık dökük hayaller, bitmiş sevgiler, unutulmuş dokunuşlar. Kökleri mazide kalan nilüferler misali su üzerinde gezinen umutlar, dünü bugüne bağlıyordu.

Zaman mı kandırıyordu bizi. Yelkovanın akrebi kovamla sürecinde gözlerimizi bağlayıp her şeyi güzelleştiriyordu. Rüyayı yaşma döndüren, yoksa yaşamı rüyaya döndüren zaman mıydı? Geçmişin kokusunu genzimizden silemiyorduk. Eylül bahçelerinde ki son gülün tomurcuğu gibi ellerimize düşüyordu.

Seçtiğimiz zamanın rotasını çizemiyorduk. Gideceğimiz menzil belli değildi. Gökyüzüne doğru kandil basamaklarını çıkmayı denedik. Uykudan çok uyanıklık gecelerde sır kapılarını aralamaya çalıştık. Sevmek ile ölmek arasında kurulan köprülerde korkuluklara tutunmadan yürümek kolay olmuyordu. Fırtınalı günlerde, bakım görmeden harbeler arasında yetişip boy vermeye çalışan yaban gülleri gibiydik.

Devamını Oku
Fatma Avcı 2

Gecedir bütün günahları örten ayıpları yok eden,
Bütün geceyi üstüme giysem örtünemem,
Yüreğim bu utancın acısını çekemez,
Ateş olsam, toprak olsam, yok olsam...

Elimden gelse tüm hafızamı silsem,

Devamını Oku
Fatma Avcı 2

Sahi Sen Aşkın Hangi Halisin

Ayın iki yüzü gibiyim. Sen aydınlık, ben karanlık yanı, birbirini tamamlayan bütün. Duygular sevgi ateşiyle yanarken güneş kendinden geçer, aşkın sıcaklığı ile.

Sözcükler bittiğinde gözlerimle, ruhumla konuşuyordum. Yüreğime akıtıyordun deli pınarlar gibi sevgini. Karanlığıma dolan dolunaydın. Bakışınla ruhumu okşardın. Dudağımın kenarına yapışan hüzünle hüzünlenen, kirpiğimin gizlediği damlalarda ağlayansın. Üşüyen ruhumu ısıtan, yaşama bahar bahçelerine açılan camdan baktıransın.

Devamını Oku
Fatma Avcı 2

Sen Öldün, Ben Gömdüm

Narı ateşlerde gark olurken bedenim,
Bazen garip bazen hüzünlü harfler döküldü dudağımdan.
Denizleri mürekkep, ağaçları kalem yapıp,
Sana olan aşkımı sonsuz kelimelerle yazmak istedim…

Devamını Oku
Fatma Avcı 2

Uzandıkça umutlara hep boşta kalıyordu elleri. O kadar çok kaybetmişlerdi ki kanmayı bile düşünemiyorlardı. Hem vakitleri kalmamıştı hem de mecalleri ya sevdiklerini söylemeye vakitleri olmamıştı ya da söyleyecek birileri yoktu yanlarında.

Bir mezarlığın aynı konuklarıydılar. Bir selvi ağacının altında farklı yerlerden gelmiş olmalarına rağmen aynı duyguları taşıyorlardı. Konuşmasalar bile anlaşabiliyorlardı. Çünkü aynı yarayı taşıyorlardı.

Dünyada olup dünyada yaşamayı beceremiyorlardı. Yaşama korkakça tutunup hayallerine ve yürek seslerine tutunamamışlardı. Yalnızlık içinde yaşamışlardı, sahte mutluluklarla doldurmuşlardı dünyalarını. Kör yaşamlarda hayat sürdürmüşlerdi.

Devamını Oku
Fatma Avcı 2

Şehirden şehre dolaşan derbeder oldum. Lekesiz ve bulutsuz göklere baktıkça, inci rengindeki gümüş yağmurlarda yıkanıyorum. Yaprak arasına saklanmış umut dolu hayalin bana gülümsüyor.

Islak kaldırımlardan yükselen cemre sonrası ılık banyo buğuları yüzüme vururken güneşin ılıklığını tenimde hissediyorum. Sıcaklık sen gibi sarıyor bedenimi. Nefesindeki rahatlatıcı havayı duyuyordum.

Çocuksu ve derin bakışlarına takılıyorum, içim eriyor. Konuşmadan gözlerimi gözlerine kilitliyorum. En canlı bakışımı, en özgür gülüşümü yansıtıp içimden geçenleri bilmeni istiyorum, hüznü yok eden bakışlarında. Derin bakışlarının altında şuhluğu ve güzelliği aynı anda yaşıyorum. Karanlıklara açılan penceremi artık sıkı sıkı kapatıyorum. Gün doğumlarına hazırlanıyorum. Görülmeyen bahçede aşkın bütün ağırlığını üzerimde hissedip şafağın ilk ışıklarında ısınıyorum. Bu aşk yükünün altında ezilmekten ziyade, gururla taşıyorum.

Devamını Oku
Fatma Avcı 2

En çok geceyi severdim. Yıldızların göz kırpışlarında rüzgârın esintisinde okşayışlarını. Kimselerin görmediği sessiz sevişmelerdi, kovuktaki kumruların uğuldamaları arasında. Sert fırtınalarda öfkelerin çarpardı yamaçlarıma. Ben o zaman yürekten kopan parçalarımı toprağa bırakırdım. Düşerken yükseklerden toprağa doğru çığlıklarım duvarlarında yankılanırdı.

Ölmek isterdim tarihin sırlarıyla sarmalanmış hayallerime, umutlarıma sarılıp sevdalarını yaşadığım gün kızıla boyanırken akşamın matemine yaslanırdım. Gün geceye kavuşurdu. Uzaklardan esintinin getirdiği gül kokularına geçmişin kokuları karışırdı. Acılarım kuytulara gizlenirdi. Karanlıklara uzanan uykularıma mehtap izin vermezdi. Senin görüntünü silmek istedikçe beynimden, her gün doğumu ile yenden karşımda beliriverirdin. İçim yanardı kahpe zamanın kan damlayan saniyeleri arasında sıkışıp kalırdım. Korkunun soluğu dolardı nefesime ve ben sık nefeslerde kalırdım.

Uzaklara dalan derin bakışlarını gördükçe yüreğim ağlardı. Vicdansız dünyanın kapattığı kapılar ardında sessiz, sensiz, kimsesiz kalırdım. Yıldızlar şahitlik ederdi verilmiş hükmümün infazına. Mavinin laciverte dönüştüğü zulümlü günün sensiz saatlerinde ağlamaya dururdum. İşte sevgili ben bu saatlerde içinde senden gelecek olan bir ses, bir nefes beklerdim. Gözlerinden gözlerime akacak olan ışık huzmeleri ile kendime gelmek için…

Devamını Oku