Hayat, avuçlarımdan kayan bir kum saati,
Telaşın içinde kayboldu günlerin o eski tadı.
Ne bir nefes alacak vaktim kaldı, ne bir mola,
Sürüklendim durdum, meçhul bir yola.
Aynadaki yabancıya baktım bu gece
Sessizce süzüldü gözümden bir hece
Sınırlarını çizemediğim o boşlukta
Başkalarına verdiğim çiçekler soldu avucumda.
Şimdi kendimden özür diliyorum
Yüküm ağır, yolum uzun, mevsimim hep ayaz,
Bir yanım derin sükût, bir yanım avaz avaz.
Hatalarım boynumda bir zincir gibi kalsın,
Sen beni günahımla, sevabımla sarmala biraz.
Artık takvimlerimi senin yokluğuna kurmuyorum,
Beklemenin o zehirli sabrını damarlarımdan kazıdım.
Senin kurduğun o yalan bahçelerinde,
Kendi ölümlerimi en güzel yerlere gömdüm.
Yere düşen gölgemi bile sen sanmıştım bir zamanlar,
Oysa insanın en sadık dostu, kendi dizlerindeki yaralarmış.
Uzatmadığın o el, aslında bana verilmiş en büyük dersti;
Anladım ki, başkasının kanadıyla uçan, gökyüzüne hep borçlu kalırmış.
Kapı değil, sanki bir ah çekiş aralandı,
Dışarıda rüzgâr, içeride bekleyişin sessizliği.
Gözlerinde birikmiş yolların yorgun tozları,
Sırtında taşımaktan yorulduğun o ağır, görünmez bohça.
Siyah bir tül gibi çöktü yine sessizlik,
Odamın orta yerinde devleşti sensizlik.
Saatler durdu sanki, yelkovan sana dargın,
Gece uzun ve karanlık, ben yine sana vurgun.
Zifiri bir boşluk, odanın dört duvarı,
Üzerime yıkılıyor zamanın paslı demiri.
Bir nefeslik mesafede yokluğun,
Ciğerlerimi yakan bir zehir, bir ağır imtihan.
Gece, celladın kör bıçağı gibi keskin,
Sessizlik, çığlıklarını bastıran bir kefen.
Bir kapı kapandı, gürültüsü kalbimde,
Sanki dünya çekildi ayaklarımın altından.
Gidişin; sessiz bir çığlık gibi odalarda,
Hangi yöne baksam, biraz daha eksiliyorum sığındığım bu limandan.
Çaresizlik; ellerini uzatıp tutamamakmış,
Bildiğin yollarda yabancı gibi kaybolmak.
Gözlerinde koca bir dünya vaadi,
Sözlerinde hiç bitmeyecek bir masal...
Yanıbaşındalar, dokunsan ordalar sanki,
Bir güven hissi, ucu bucağı olmayan bir masal.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!