Gözlerime bakarken kurduğun o düşler,
Meğer bir tiyatroymuş, sahnen bitti artık.
Huzur diye sunduğun o sahte gülüşler,
Ruhumda derin bir yaraymış, anladım artık.
Bulutlar çöktü yine kentin omuzlarına,
Gökyüzü, ayrılığın ağır yükünü taşıyamıyor.
Sokak lambaları titrerken ıslak kaldırımlarda,
İçimde bir yangın, dışımda sicim gibi yağmur başlıyor.
Sert bir yankı koptu boşlukta, soğuk ve kesin,
Bir anahtar döndü içimde, kırıldı hevesin.
Yüzüme kapanan o kapı, son bakışındı senin,
Sırtını döndüğün yer, benim mezarım artık.
Zaman, paslı bir bıçak gibi deşerken geceyi,
Kalp yarası sızlar, unutur heceyi.
Eski bir hatıra kapılar eşiği,
Gözyaşıdır artık ömrün tek beşiği.
Her adımında beni hatırla, her durduğunda beni ara,
Gözlerini kapattığın an, sızım düşsün o derin yara.
Ben burada sensizliğin yükünü omuzlarken tek başıma,
Senin de dünyan daralsın, hasretim vursun kıyına.
Gülüşüne binlerce duam var
Gönlümün can damarı hayatımın manası
Yastığının sol yarısına koy beni
Kahverengi gözlerini sür tenime
Avuçlarından öpmeye doyamadığım
Gözüm,kulağım,sesim,nefesim oldun
Gönül heybemde bir sızı, dilsiz bir feryat,
Bir sevda bıraktın ardında, darmadağın bir hayat.
Gözlerimde asılı kaldı binlerce söylenmemiş hece,
Ben seni kaybettim, kendimi ise her gece.
Her fırtınada kapını çaldığım,
Dünya yorduğunda dizine daldığımsın.
Dışarıda bin ah etsem, bir sana susarım,
Çünkü sen, kalbimi emanet aldığımsın.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!