Bir avuç kum gibi dağıttın beni,
Hangi köşeye tutunsam, elinde kaldım.
Oysa ben seni göğsümde bir gökyüzü sanmıştım,
Sen ise beni sadece fırtınalarda hatırladın.
Gidişinle devrildi içimdeki o koca çınar,
Her dalında bir anı, her yaprağında sitem var.
Terkedilmek değil de asıl canımı yakan;
Göz göre göre yalanlara sığındığın o duvar.
Bir enkaza bakıyorsun, gördüğün sadece taş ve toz,
Oysa ben buraya kalbimi sermiştim, diz boyu umutla.
Şimdi avuçlarımda cam kırıkları, dilimde paslı bir kilit,
Yanlış bir limana sığınmanın bedelini ödüyorum,
Kendi fırtınamda boğularak değil
Senin durgunluğunda kuruyarak.
Gözlerinin derinliğinde bir ömür sakladığım,
Yokluğun, tenimde soğuk bir kış ayazı.
Seni beklemek, kurumuş bir dalın bahara olan inancı,
Eksik kalmış bir cümlenin en hüzünlü noktasıyım şimdi
Yalanını kendi ellerimle kazıdım gün yüzüne,
Şimdi ne söylesen boş, bakmam artık yüzüne.
Sen suskun bildiğim o saf günleri hatırlarım,
Bilmezken her şeyi, nasıl da inanmışım sana,
Gözlerindeki o sakin, o kusursuz oyununa...
Bir ömrü sermaye bildim yoluna,
Tek sebebim sensin,ciğerimi sızlatan.
Köle diye sundum boynumu koluna,
Geriye ne kaldı senden bir yalan?
Alçaldım uğruna, eğildi başım,
Değse de değmese de o tatlı söze,
Rüzgârın yönünü değiştirecek gücüm kalmadı,
Yelkenleri indirdim, deniz zaten durgun.
Artık ne bir liman arayışım var,
Ne de fırtınalara duyduğum o eski vurgun.
Zamanın nabzı durur, saatler dilsizleşir,
Sokaklar çekilirken evlerin kuytusuna.
Bir ben kalırım, bir de gölgem eğri büğrü,
Yalnızlık çöker omuzlarıma, bin yıllık bir yasa.
Bir yangın artığıyım, göğsümde közden bir harf,
Kanatlarımda geçmişin, kavruk ve sessiz izi.
Uçurum kenarında, rüzgârla kurduğum bir zarf,
Küllerimden gül toplarım, unutmuşum kendimi.
Dağılmış rüzgâra toprağın, rengin solda,
Yorgun bir nefestir ömrün dar yolda.
Köklerin incinmiş, ta derinde sızı,
Örtüyor üstünü karanlık bir yazı.
Köklerin incinmis olsa da yeşer..




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!