Dünü toprağa gömdük
Yarınlardan çiçek bekliyoruz
Kokusundan habersiz
“Allah dilemedikçe
Siz dileyemezsiniz” ayetinden
Uzaklaştıkça kaldık çaresiz
Güller mi dillendirmeli asi sevdamızı
Kır çiçekleri aşkı ele veremez mi?
Güzelde mi aramalı sonsuz sevdayı
Bir çirkin de iradeni elden alamaz mı?
İlkbahar mı sevdaya çiçek açtırmalı
Öylesine derin bakardı ki; suskun gözlerin
Gülüşünün ardında
Bütün sevda sözcükleri çırılçıplak
Ölümsüz bir tat sarardı ansızın benliğimi
Belli ki; kalbim
Teselliler gölgesinde umut arayan zihnimde
Donuk duygular çözülür zaman tortusunda
Bakışların alev üfler kastedip yaralı gönlüme
Gözlerinde karabulutlar kan kusturur yüreğime
Tutkunuyum bu serin bu sessiz ayların
Uzayan geceler kararan bulutlar
Yağmur birikintilerinde
Teselli arayan yapraklar
Sonbaharın gelişini mi kutlar
Dağları rengârenk boyayan ağaçlar
Kucak açıyor yollar yapraklara
Sessizce
Ayrılığın haykırışını duyuyor musun?
Eylül’de
Yok oluşun ıstırabıdır yaşanan
Ekim’de
Son nefesteki masum bakışım
Verir tüm ömrümü
Benden ele
Dünya denen ıssız handa
Divaneden divaneye
Elden ele
Mezardır zaman sonsuz sevdalara
Gün biter güneş batar açılır perde
Gelinir karanlıkla ansızın göz göze
Ayrılır kanatlarından bir anda insan
Bir derin pişmanlık, bir ürkek bakış
Masum doğrular belirir şu an gözlerimde
Dünyalık olmadığı her halinden belli,
Yönü farklı olsa da, vakit yine göç vakti.
Yorgun gönül sonunda kendi derdinde
İlk gün ve son gündür hatırlanan geride
Söyle cemreler bu yıl gelmesin
Havaya suya toprağa düşmesin
Yaslı gönüller için kış ve
İlkbahar arasındaki fark nedir
Şehitler için ölmek ve
Yaşamak arasındaki fark nedir




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!