Teselliler gölgesinde umut arayan zihnimde
Donuk duygular çözülür zaman tortusunda
Bakışların alev üfler kastedip yaralı gönlüme
Gözlerinde karabulutlar kan kusturur yüreğime
Tutkunuyum bu serin bu sessiz ayların
Uzayan geceler kararan bulutlar
Yağmur birikintilerinde
Teselli arayan yapraklar
Sonbaharın gelişini mi kutlar
Dağları rengârenk boyayan ağaçlar
Kucak açıyor yollar yapraklara
Sessizce
Ayrılığın haykırışını duyuyor musun?
Eylül’de
Yok oluşun ıstırabıdır yaşanan
Ekim’de
Son nefesteki masum bakışım
Verir tüm ömrümü
Benden ele
Dünya denen ıssız handa
Divaneden divaneye
Elden ele
Mezardır zaman sonsuz sevdalara
Gün biter güneş batar açılır perde
Gelinir karanlıkla ansızın göz göze
Ayrılır kanatlarından bir anda insan
Bir derin pişmanlık, bir ürkek bakış
Masum doğrular belirir şu an gözlerimde
Dünyalık olmadığı her halinden belli,
Yönü farklı olsa da, vakit yine göç vakti.
Yorgun gönül sonunda kendi derdinde
İlk gün ve son gündür hatırlanan geride
Söyle cemreler bu yıl gelmesin
Havaya suya toprağa düşmesin
Yaslı gönüller için kış ve
İlkbahar arasındaki fark nedir
Şehitler için ölmek ve
Yaşamak arasındaki fark nedir
Cezasız kalmış ilk suçun;
Cesaretine yenik düştü
Dualarımız…
Ondandır;
İlk hatanın
Günahkârı olarak yaşamamız…
Kulağıma geldi sesin nefesimi kestim de dinledim
Söylediğin türkünün özüne içimi açtım da sustum
Tenin yolculukta ruhumla sen yoksan da yanımda
Her namazda son duamda; adını andım da sustum
İçim yanar gönlüm ateş, dil biçare gözler suskun
Her ne zaman teslim olsam anın akışına
Hava berrak, hava dingin mavi göklerde
Her ne zaman tedbir alsam kendimce
Sular sel, sular çamur çılgın nehirlerde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!