Gülümse güzel kız yeniden gülümse
Suskun bakışlar nasıl anlatsın içini
Zifiri gecelere sakla da gamzelerini
Karanlığın rengine bulanma gülümse
Ey güneş! Ne lütufkâr
Ne adilsin
Doğdun bugün yine
Üstüne herkesin…
Siyah beyaz, yoksul zengin
Ayırımı da yapmadan
Kapı ardı gurbet derdi yaşlı nene
Kapı ardı ne kelime
Aynı yastıkta ne mesafeler gizli yollar yerine
Tek yorgan altında ne tenler yabancı birbirine
Bilmem ki;
Sefa, neşe
Bu hayatın neresinde
Bir hüzün ki;
Telafisi
Bu dünyanın hangi hevesinde
Yol olur hastane koridorları bana
Her yatağın derdi benden büyük
Her oda teselli yalanın mutluluğuna
Her hasta dert ortağı hakikatin yarasına
Derman olur hastane koridorları bana
Gölgeler gidiyor ben kalıyorum
Ben gidiyorum umutlar kalıyor
Her alınan yol cahillik gönlüme
Sesin saksıda yeşeren bir çiçek
Her dökülen kelime aşka perde
Bir Eylül sabahı gezdim hazan bahçelerini
Seninle kokladığımız güller de solmuş
Nergis yorgun papatyanın kırıktır elleri
Belli ki; bir dertleri var hallerinden belli
Gezdim yine dün yorgun hazan bahçelerini
Gönlümüzde oyuncaktan bir hayat
Zamanın kucağında oyun mu oynar?
Elimizde dünden kalma kırık bir ayna
Gölge görüntülerden hesap mı sorar?
Solan ömrümün şu son deminden
Heybemde yorgun bir sevda
Sırtıma yük olmaktan korkar
Kalbimde gecenin karanlığı
Sevdanın acizliğini mi saklar?
Dil lal, göz suskun
Bir acımasız karanlıkta çözüldü hayatın sırrı
Gök gürültüsü, fırtına sesi geride artık hepsi
Eş, dost, arkadaş yok bizi arayan bizi soran
Unutulduk aynalarda da halimizden eser yok
Kaybolan duygular iç bedenimin arkasında




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!