Ben şair değilim gül bahçesinde
Papatya işçisiyim…
İnan şair değilim
Bir hayal kahvesinde
Umutlara çay demlerim…
Sessizliğe yürüdüm dün gece
Tarihin tozlu yollarında
İlahi bakışlardan haberdar
Eski Buhara sokaklarında
Harizmi’nin şehrinde
Bazen bilmek yorar insanı
Sırta bindirilmiş yük
Zihinde habis düşünceler
Alına vurulmuş mühür
Gönülde gizli sevdalar…
Okudum…
Yine düşlerimize bıraktık
Ümidi, neşeyi, sevinci
Halaylarda yer alıp
Sıra gecelerine eşlik etmeyi
Sahte haz kuşatmalarının
Ömre sığdırılamamış acılar görüyorum
Sabrı bağırlardan taşıran
Günün ilk ışıklarında kuytu köşelerde,
Enkaz altı çileli kuyruklar ekmek peşinde
Şimdi en acı cehennemi yaşatır
Söyle bana civanperçemi
İçimdeki hangi
Derde dermansın
Yoksa sende mi?
Kanayan yaramdan bir parçasın
Çocukça sevdim seni
Çocukça saf
Çocukça temiz
Çocukta içten
Büyümeyi de
Unutacak kadar
O kadar çok şey oldu ki şimdiye kadar
Olmaması gereken
Olması gerekenlere sıra gelmedi
Varlığımız dayanmak
Yokluğumuz dayanmak
Zihinlerde ne sabır ne de umut kaldı artık
Başka ruha bürünmüş bedenim
Çektiriyor silahı geçmişin alnına
Mermi yemiş mazi düşüyor
Unutkanlık olarak zihnin ortasına
Penceresine yanaştım kalbimin
Bir yanım kavrulmuş yapraklar
Bir yanım mum ışığı karanlıklar
Bir elimde sonbahar
Bir elimde buz ve kar
Zamana el sallar
Enkaz altı gel git duygular




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!