Şehrin uğultusundan kirlenmiş ruhum
Medet bekler kıyıdaki dalgalardan
Ağaçlar köklerinde yer açar
Arınsın diye ruhum korkularından
Çalıda bir masum minik serçe
Cennet şarkıları söyler hiç durmadan
Son demleridir ömrün
Nasıl yaşatırsan yaşat
Bilmez misin ki
Ömür elbisesinden
Son bir iplik kaldı
O da dar ağacında
Kalın bir duvar
Örse de aramıza
Şu karanlık gece
Yarın güneş
Berrak denizlerden
Bizim için doğacak
Bir kelebek yazgısıydı
Ortak düşlerimiz vardı
Vakit az
Mevsim yazdı
Tatmam gereken bir heves
Vermem gereken bir nefes vardı
Kendimden öte seviyorum seni
Gölgenden de öte
Yanındayım senin
Öylesine işlemiş ki sevdan içime
Bilmem ki
İkimizden hangisi yok bedenimde
Bir seher vakti ansızın
Öldü yaşlı adam
Son nefesini bırakarak
Nefsinin yerine dünyaya
Ağlayanının olmadığını
Ne kelimeler dillendirdi derdimizi
Ne de mısralara sığdı gözyaşımız
Mürekkep kurumuş
Kalem tükenmiş
Silgi biçare
Kirlenmiş sayfalar anlatır son halimizi
Canım kızım; kimler üzdü seni
Gün ortasında da akşam olmayı
Göze alacak kadar…
Söyle kızım;
Kimler kırdı hevesini
Gölgenden
Bir dert ki; gezdirir beni
Dipsiz kör kuyularda
Bir derman ki;
Mekân tutmuş
Kör kuyuların komşuluğunda
Susuzluğun çarem olur mu?
Herkes
Az buçuk renkli
Herkes
Siyah ile beyaz arasında
Sadece ikimiz
Birimiz siyah diğerimiz beyaz




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!