Sessizliğin anlına ihaneti yazdı karanlık
Hırçın denizlerde bir sebepsiz sükut
Mevsimler boyu giydi bedenim suskunluk
Sonsuzluk uykusuna sermaye olduk
O durakta gördüğün son kişi tanıdıktı
Gözlerinin ışığından çok şey çalınmıştı
Yüzüne zorlu yılların derin izi kazınmıştı
Saçları dökülmüş
Görüntüde kusursuz olmak
Hiçbir işe yaramayacak
Tümüyle mükemmelim demek
Her zeminde böbürlenmek
Hiçbir sorununu çözmeyecek
Bence sen ne isen o ol
Anasının sesi gelirdi bazen rüyasına
Sayıklar, kalbi yerinden çıkacak gibi çarpardı
Uyanınca yastık ıslak olurdu
Uyku onun için sanki hesap vermekti
Belki bazı gönüllere kolayca girdik
Ama bir çok şeyi de başarmadık
Şöyle bir geriye bakınca
En vazgeçilmez dediklerimizden
Nasılda erkenden vazgeçmişiz
Çok güvendiklerimiz bizi yaralamış
Yaşam ormanında tutunacak dal ararken
Dallarıma tüneyenleri göremedim
Benim bildiğim yol yürüyenler yolundan dönmez
Geri dönenlere bir söz söyleyemedim
Bu yara ağırdır bir günde geçmez
Keşke her güzel şey duayla başlasa
Acılar ayrılıklar hiç olmasa
Gidilen yolun sonunda hep bir umut olsa
Hayatımıza hicran hiç karışmasa
Zaman her şeyi halleder derler
Yüreği geniş olmak iyi de
Bu yaralarla ben ne olacağım?
Ben affetmeden olmaz
Ayak taşa değdi diye
Bazıları bıraktı sanki hissetmeyi
Benimsediler ceset torbalarında ölü görmeyi
Bu gibi durumlarda duyarsız kalmak
Saymaktan daha kolay gelir
Hissizlik ağlama evinde öğrendi
Boy boy kefensiz ölü gömmeyi
Tek başına vazgeçemezsin
Mecbur bırakırlar seni
İstemeden bu yola girersin
Sonra bir garip yorgunluk olur
Hiç bir anlam veremezsin
Ona da küsenin bahanesi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!