Biz bir gemi yürüttük dilsiz limana doğru
Nice erişilmez sandıklarımız gömüldü
Kendi ihtişamlı karanlıklarına
Güçleri söndü mühürleri toprak oldu
Hakikati kapatacak bir perde kalmadı
Yalın gerçeklerin önü arkası da olmaz
Dokun bak yüreğine samimidir sıcaktır
Bir serçenin gözyaşı kadar değerlidir
En önemlisi Mutlaktır saltıktır
Bir sağnak başladı ansızın kentin üstüne
Gözlerin bir koca deniz derinliği
Bir gün biter mi bilmem bu uzun kış
Akrep yorgun yelkovan sarhoş
Hayat sert bir içki gibi geçer
Tam yudumlarken boğazınızdan
Boğum boğum sıkar gibi yakar
Ve siz sonunda burulursunuz
Ama içmeye de devam edersiniz
Bir türlü onu reddedemezsiniz
Rahvan atlar koşturuyor çayırlarda
Sert bir poyraz esiyor tepelerden
Yüreğimde çırpınan minik bir kuş sesi
Yüksek kaldırımlarda,senden dökülen
Her gün yeni bir sebeple kapımı çalan
Sert esen rüzgara dedim ki
Geçmişimi isteme benden
Onu hiç kimseye veremem
Hatıralarım kıymetli benim için
Ben şu köhne serabın aşığıyım
Her seferinde biraz daha eksik
Biraz daha sert olurum
Vazgeçmek, ruhun en erken yenilgisi
Kuşun kanadında sesin
Her kanat çırpışında
Sesinin rengi dökülüyor ortaya
Her esen rüzgarda bir hece
Bak dünya ne güzel diyorlar
Peki neden her şey hesapsız
Ortaya dökülen kadim değerler
Bedelsiz, biçare ve kimsesiz
Kurgular çabalar umutsuz
En kötüsü uygulamaları seviyesiz
Avlusunda rüzgâr, eski kelamların
kefenini savururken
Duvarlar yalancı şahit gibi umarsızdı
Ben ise alnıma yazılmış firkat fermanını




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!