Kadim kasabanın bahar kokulu atmosferinde
Akşamları yürümediğimiz sokak kalmazdı
Sokak lambalarına uğrardık birer birer
Lambalarının cılız ışıkları altında
Yüreği yaylalar kadar geniş
Tanrı Dağı kadar dik başlı
Bağrı kızıl düğmeli
Elleri bileğinden kınalı
Kadını şiirine konu edip yazabilirsin
Ama onu yazıldığı gibi okuyamazsın
Gözlerin ondan uzaklara bir yere bir düşse
Gölgene bile küser düşman olur herkese
Kadınlarla hiç uğraşmaya gelmez
Kapıya çıkarmayı esirgediğin kadınlar,
Bir bakarsın ne civanlar doğururlar
Merhamet sevgi dolu yüreklerinde hep olur
Damlalardan gözyaşı seli üretirler
Dünyayı geçerler parmak uçlarında
Kadınları anlamak zordur
Dışları çiçek bahçesi
Fazla sokulayım deme sakın
İçleri sanki buzbağ şişesi
Hoş tutarak İçersen kâm alır
Sevildiğini bilirse nazlanır
Izdırabın şiddetini hissetmek için
Göz yaşlarının incizabını görmelisin
Bir afet için ne nağmeler söylenir
Bunu yaşayarak yürekten öğrenmelisin
Seni kaybetmeyi göze alamadım.
Bu yüzden yangınına yürüyen
Gözü kara âşığın olmadım.
Dilimi ağdalı konuşmak için değil
Düşünen adam inanamaz ki
Geriden bakakalır boş banklara
Bir nefes buğusunda arar hatıraları
Aşkta düşünmek olmaz inanmak gerek
Çiçeklenmiş dallara dokunan ilk ışık
Bahar sabahının en uygun anında
Tomurcuk ile vedalaşmak için inerdi ovaya
Fakat arzulardan tek bir izi kalmazdı sığ sularda
İlgisizliğin ektiği tohum
Cehaletin koynunda yeşerirmiş
Sindirilmemiş bir derin cehalet
İnsanlığın mahvına sebep olurmuş




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!