ESKİ BİR MASAL
Eski bir masal fısıldandı dağlara
Gece karanlığı çöktü şehrin üstüne
Koca şehir bir anda susmuştu
Rüzgâr mırıldanırken şarkısını akasyalara
Sisler bulvarında parlayan
Bir çift göz gibiyim yolumu arıyorum
Geçiyorum aynaların arasından
Kırık gölgeler beni karşılıyor
Bu gün sokakta çok eski bir şiir gördüm
Mısra mısra yürüyorlardı
Oturdum bir köhne banka
Seyrettim onları hayranlıkla
Hayata güzel bakıyorlardı
Mevsimlerin suçu yok
Kardan kıştan başka gün mü gördük?
Bir nağme olduk yollara döküldük
Gidecek başka limanımız mı kaldı?
Ben çok şey yaşadım çok şey de gördüm
Bu arada benimde birikti eskilerim
Onları hep bir dolapta saklarım
Değerlidir benim o eski dediklerim
Bir bir biriktirdiğim kadim hatıralarım
Onlar beni ben yapan hayallerim
Ben alışığım eski usul sevmelere
Penceresinden sallanan mendillere
Kara trenin karasına inattır
Bizim sallanan beyaz mendiler
Ne o öyle bir küsüp bir barışmalar
Kıyabilir mi? insan candan sevdiğine
Daha eteğini toplamamış
Karşı dağın küskün çiçekleri
Bakışlarıyla içimi yakarken
Buruk bir ayrılığın esiri olmak istemedim
İçimde eteklerinde papatyalar açmış
Danseden bir dağın coşkusu var
Ruhum ay ışığını çekerken sinesine,
Korkudan gölgeler çekilirdi kuytu karanlıklara
Zaman bile ilerlemiyordu akşamlarda
Çakılır kalırdı saniyeler mıh gibi kadranına
Birbirinden ayrılmayan gönlü güzel iki sevgiliydiler
Onları belirgin kılan sevmekte sınır tanımamalarıydı
Kırgın kalpleri ile sessizliğe bürünmeleri
İçlerinde barındırdıkları zerafetin eseriydi
Güzel sevenin bahtı da ince yazılmıştır,
Zarâfet ehli olanın kaderi hüzne kazınmıştır.
Hüzünden korkmamak gerek
Sevgiden ummak gerek




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!