Kaç nehir vazgeçti denize varmaktan
Kaç dağ unuttu kendi görkemini
Doğrular sıratın üstüne taht kurdu
Kaç imparatorluk battı bir çift göz için
Senin olanları kimseyle paylaşmadın
Hayatımın hiçbir noktasında da olmadın
Yinede bahtsız gönlüm her dem sende
Belki aynı şeyleri seviyoruz
Birbirimizden de hoşlanıyoruz
Hayat durunca her şeyi daha net duyarsın
Ama sanma ki güzelliklere doyarsın
Herkes yüreğinin ekmeğini yer derler ya
Açlığı bilmeyenin
Bu hayatta çok şey öğrettiler
Az kişinin dinlediği o özel şarkıları
Çok okunmamış değerli kitapları
Tarihin altından geçtiği o eski kapıları
Dantel perdeli aydınlık pencereleri
Bana çok da güzel sevdirdiler
İzanı eksik olan için mesai harcamak boşunadır
Asıl marifet eldeki ile yetinmesini bilmektir
Normaldir susamışken suyun rüyasını görmek
Bir bardak suyun hayaliyle nehirlerde yüzmek
Anasının sesi gelirdi bazen rüyasına
Sayıklar, kalbi yerinden çıkacak gibi çarpardı
Uyanınca yastık ıslak olurdu
Uyku onun için sanki hesap vermekti
Belki bazı gönüllere kolayca girdik
Ama bir çok şeyi de başarmadık
Şöyle bir geriye bakınca
En vazgeçilmez dediklerimizden
Nasılda erkenden vazgeçmişiz
Çok güvendiklerimiz bizi yaralamış
Yaşam ormanında tutunacak dal ararken
Dallarıma tüneyenleri göremedim
Benim bildiğim yol yürüyenler yolundan dönmez
Geri dönenlere bir söz söyleyemedim
Bu yara ağırdır bir günde geçmez
Ben vakur bir çam ağacıyım
Karlar ülkesi kadim Sarıkamışta
Ne güzde yaprak dökerim
Ne de baş eğerim karakışta
Başım dimdik göğe yükselirim
Aras kadar hırçın olurum baharda
Sarıkamışta kar yağıyor kar
Çıplak tepeler üstüne
Karlar içinde bir güzel gelin
Savuruyor eteklerini yağan kar üstüne
Tipi esiyor bir o yana bir bu yana
Yolu gidiyor doğruca tepe üstüne




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!