Bilinmez hangi kırık gönlün duasıdır
Seni belalardan kurtaran
Yada hangi yetimin duasıdır
Seni kurtlar sofrasından çekip alan
Sabır anka kuşunun kanadında saklıdır
Rüzgar senden yana iken yola devam
Umutlarımıza kırmızı güller taktık
Unutmamak için günahlarımızı
Kendi ellerimizle kazdık mezarlarımızı
Sonunda öğrendik her insanın içinde
Bilmediğimiz bir başkalarının varlığını
Tanıdıkça daha iyi anladık rüyaların kısalığını
Duygularımız durmasını istediğimiz zamanla
Geçip gitmesini istediğimiz zaman arasında
Bir belirsiz yerde takılıp kaldı
Lacivert deniz gemileri taşımaktan yorulmadı
İnsan bu eskiyi mutlaka özler
Ama onun esiri de olmaz ki
Biz sanki kendimizi biraz fazla kaptırdık
Sevgimizi bile fazlasıyla abarttık
Biz damlayı deniz yapamadık
Ama o deniz damlayı fethetti
Damla denize düşünce kayboldu gitti
Hiç bir zaman deniz ile bir olamadı
Garip bir damla olarak anıldı kaldı
Bizde biraz o damlaya benzedik
Akşam güneşi inerken çatılara,
Davetsiz gölgeler girer kapılardan içeri
Bir kandilin son titrek ışığı gibi
İçime kapanıyor bütün yollar.
O yok bu yok diye boşuna darlanma
Herşeyin yoktan var edildiğini unutma
Yok var oluşun başlangıç noktasıdır
Herşeyin olsa ne olacak sanırsın?
Başkaları ne yapmadı ki sen ne yapacaksın
Ne günlere kaldık bu dünyada
Ağaçlar kıyılıyor gündüz gözüyle
Papaptyalar yanıyor dağlarda
Sabah sabah güller ağlıyor
Dertli bülbülün feryadıyla
gelinciklerin çığlığı sarmış her yanı
Güvenmek…
Sevmekten daha ağır bir yük değil mi?
Sevmek kalpten gelir
Güvenmek, canını emanet etmek değil mi?
Sessiz sevilip ansızın kaybedilen
Bir derin aşk hikayesi bu
Bu yazıyı yazan sen değil misin?
En hazini şu ki;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!