Bir asude bakıştı sanki seninle geçen bu ömür
Doyamadık kısa süren şu hayatın şerbetine
Hasret akşamlarında mülaki olmayan aşklar Şair diline düşerse dertli bir gazel olur
Sevmek özel bir iştir önem verir ruhun güzelliğine
Kendini gökyüzü sanan özgür kuşlar
Yoruldular uçmuyorlar artık
Yarım yamalak da olsa bir sevda yaşadım
Ancak ben o sevdanın yarısını
Doğduğumuz günden beri
Derdin gamın içindeyiz
Bir düzlüğe çıkamadık
Dert dediğin ne farklı şeydir
Ne dişidir nede erkektir
Bana göre cehennem narından
Yüzüne bakmak yasakken bana
Gülüşünü bilirdim ezbere
Sana hasret kimi gecelerde
İçime gömerdim çığlıklarımı
Direndim de öğrendim göğün kapısında dik durmayı
Ruhum, bir ezan gibi çözüldü
Zamanın beni daralttığı yerde
Müşfik bakışlar susuzluğunu sakladılar
Çok efkarlıyım lavira
Yine aklıma düştün
Sana ihtiyacım var bu akşam
Sen belleğimde silik bir hayal
Rüyalarımdaki nadide çiçeksin
Kirlettiler mehtaplı gecelerin aydınlığını
Farkedemez olduk sahte gülüşlerin kahpeliğini
Sen bilemezsin buraların tenhalığını
Kaldıramazsın tabiatın doğallığını
Bu coğrafyada sen çabuk sıkılırsın
Bir ceylanın su içmesi kadar korkak
Biraz tedirgin birazda ürkektir yaşamak.
Hiç olmadı doya doya sarılmak
Hele kana kana hiç değil
Hep biraz az hep biraz yarım
Ama beklenen bir gün gelir umarım
Yine kurulduk zamanın eskittiği
Tahta masanın başına
Telvesi bol kahveleri de ısmarladık
Ocakta kaynayan cezvedeki
Özlemek bir sızı değil artık
İçinde pas tutmuş bir bıçak
Beklemekse erdem falan değil
Kendini yavaş yavaş inkâr etmektir




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!