Sözün erişebildiği o en son sınırdayız
Bu kadar işte bizim şansımız
Bize gelince
Hayatı ortadan ikiye ayırdı zaman
Bilirim bir imtihandır vuslatın gecikmesi,
Hüzünlüdür bahara aldanmış erik ağacının sesi
Yıllardır sadakatle beklerken , içimde büyüyen ihanetin ta kendisi
Dönde bir geriye bak istersen
Bir sevda uğruna bir ömür geçti
Kavuşmak mahşere kaldı
Kader herkese güzel günler dağıtırken
Banada çile çekmeyi bahşetti
Arafta kalmış gibiyim
Ve bir gün,
Aynalardan süzülen ışık
Bahçedeki gülü büyütür.
Bir küçük çiçekçi kızın
Hayat denen o sarp kayalıklara
Daha henüz kondurulmamış
Bir kaç deniz fenerim daha var
Söndürülmemiş yaşam arzularım
Zirvesine ulaşamadığım dağlarım var
Gönlümde kabaran bir çok pişmanlıklar
Her zamanki bahtsızlığım
Masadaki içi kararmış
Boş bir fincan gibi
Bir atımlık fala bel bağlar
O güzel gün doğumunda
Birçok insan tatlı uykusunda
Manzaranın şöhretini görmez
Çok seven de
Gün güzel başlar tez biter
Akşam olunca ışığının hükmü kalmaz
Akşamların o alaca karanlığı
Manzaradaki bütün kusurları
Bir dahası olur mu bilmem bu hayatın?
Bir daha gelebilseydim eğer bu hayata
Çok daha deneyimli olacağım kesin
Yine bu derde düşer miydim ne dersin?
O günde oldu sonunda
Bir baktım
Çok sevdiğim o kadına ait
Tüm hissiyatım ölmüş
Duygularım ilgisizlikten çürümüş




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!