Çilekeş bir derviş gibiydim
Sessizce geçtim oturdum
Kaderin zaman değirmeninin önüne
Değiştirmek istedim planlarının hepsini
Bir gönül köprüsü kurmaya
Yetmedi içimdeki şu yetim özlemler
Sana bıraktığım umut bile hâlâ sahipsiz.
Çiçeklenmiş dallara dokunan ilk ışık
Yaşadı kendi çapında
Ihlamur kokuları altında
Bir iskemle bir masa
Birkaç yeşil erik
Biz taneleri daha tarlada dolmamış
Cılız ekinlerin arkasından bir dahaki
Hasada umutlarını taşıyan ırgatlardık
Bir tutam umut uğruna aç yatanlardandık
Biz güzel günlerin geleceğine inandırılmıştık
Memlekette görülmemiş bir fukaralık vardı
Gerçekçi olmak lazım boşa iyimserlik fuzuli
Mesnedi olmayan umut zulmü artırır
Çekinerek yada ürkerek sorunlar çözülmüyor
Korku sınırı belirsiz bir derin karanlıktır
Avuçlarımda yıllarca suskun itirazlar büyüttüm
Ben bu eksikle aşık olmayı reddettim
Çünkü aşka her“olur” deyişimde biraz daha eridim
Kendi içimdeki adalet terazisini bozdum
Hayat bir rüyamıydı sadece
Yoksa bir yaşamın ortasına
Çekilmiş ince bir çizgi miydi?
Uyuduk ve biraz geç uyandık.
Bilinmez hangi kırık gönlün duasıdır
Seni belalardan kurtaran
Yada hangi yetimin duasıdır
Seni kurtlar sofrasından çekip alan
Sabır anka kuşunun kanadında saklıdır
Rüzgar senden yana iken yola devam
Umutlarımıza kırmızı güller taktık
Unutmamak için günahlarımızı
Kendi ellerimizle kazdık mezarlarımızı
Sonunda öğrendik her insanın içinde
Bilmediğimiz bir başkalarının varlığını
Tanıdıkça daha iyi anladık rüyaların kısalığını
Param var hayat satın alacağım
Koyacağım önüme bütün hayatı
Seçip seçip alacağım
Çocukluğum dışında herşey daha ağırdı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!