O dik başlı çağlayarak akan
Mağrur nehirler
Boyun eğdi güzelliğinin görkemine
Seni bir fincan kahvenin telvesinde görmek
Avuçların bir anda duygu doluyorsa
Şu çileli ama doğurgan rüya mevsiminde
Bir bakışla çiçekler açıyorsa gönlünde
Bilki gerçekte bahar artık sensin
Bu ömrün vadesi ne yürekte ne yaştadır
Seni senden habersiz sevdim
Tek çarem gözlerindeki yaştadır
Sükûtum en derin telaşındadır
Penceresiz karanlık bir odada
Kaldım yalnız bir başıma
Gölgelerin dansı bitti sonunda
Ölüsü ortada kalmış sahipsiz dünya
Bu sabaha neler oluyor
Körpe ışıkları gözlerimi yakıyor
Kör bıçakla yontulan kılçıklı parlaklık
Takılıyor uykulu gözlerime
Pencereden süzülüp giren
Sabahın kızıllığı akşamı kış eder
Kötü günlerin gelişi önceden bellidir
Koruyabilirsen içindeki yaşama sevincini
Yüreğin seni önceden haberdar eder
Katlanılan acılar belki konuşulabilir
Ama derin acılar sağır dilsiz lal gibidir
Sabahları çok severim.
El değmemiş masum sabahları
Daha gecenin günahlarına doğmamış ;
Kirlenmemiş bakir sabahları.
Güzel koksun istiyorum sabahlarım
Her şey için çok özeniyorum
Rüzgar esse dalımdan kırılıyorum
Yağmur yağsa ruhumla ıslanıyorum
Dertlerle yaşıyorum izi kalıyor
Layıkı ile yaşayamayınca hayalleri
Birileri girer elbet hayatımıza
Ama kimse kazıyamaz adını aklımıza
Geceler neden bu kadar uzun, bu kadar karanlık
İçimde sönmeyen bir dipsiz ağırlık
Bir saba rüzgarı esiyordu denizden kayalara
Denizlerin derinlerinden geldi yaşam
Islak sahillereden vurdu kendini dalgalarla
Bu yüzden her şeyin başı tuzla suymuş
Suya ilk gönlü düşen de buzmuş




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!