Hasretin ateşten, sözün güldenmiş,
Gül bile susarmış sen gül demişsin.
Nice gönül sevdim, hepsi eldenmiş,
Hiçbiri tutmadı senin yerini.
Bir umut ektim yorgun toprağa,
Seni yazdım,
bu canın her harfine,
sahile vurdu dalgalar gibi.
Su yandı,
alev olup sarıldı közlere,
gece, maviye çalan bir sır giydi üstüne.
İçtenlikle sevdim, kaybettim,
Yüreğimi açık ettim de kaybettim.
Her tartışmada özür diledim,
Haklı olsam da sustum, yine de kaybettim.
Her sabah uzun satırlar yazdım,
Yağız rüzgâr esti de, yaprak yere savruldu,
Bir meçhul yol önünde, gönlüm sessiz kavruldu.
Neden sonra ilerledim, çakır dizgin atlarla,
Aklımda yitik zaman, gözüm eski dağlarla…
Gidiyordum, gönlümde kırık bir sevda yükü,
Kendini övmenin ne gereği var,
Dünyanın en büyük dağı sen misin?
Gün gelir seni de unuturlar,
Düşündüğün kadar önemli misin?
Gidersen, yerine başkası gelir,
Sen miydin âşık Mecnun,
Çölleri aşan o deli rüzgâr?
Sen miydin güzel Leyla,
Gözleri geceyi kıskandıran bahar?
Hayal mi bu, yoksa gerçek mi?
Seni öyle seviyorum ki;
Senin bile bilmediğin sebeplerden dolayı,
Sana dair her şeyde kendimi buluyorum.
Ellerin saçlarını düzeltirken,
Bir anlık bakışına bile tutuluyorum.
Ben bu günlere sizle mi geldim,
Olsanız ne olur, olmasanız ne.
Bu saatten sonra gönül evime,
Bir kuru selamı verseniz ne olur, vermeseniz ne.
Dostlarda selamı kestiler bir bir,
Gönlümde bir sızı derin mi derin,
Bir zaman gözlerde parlayan sevinç,
Şimdi yerini aldı hüzün ve kin.
Kırıldı dallarım, rüzgar esmez mi?
Akar gözyaşlarım sel gibi,
ah sevgilim, gel de dindir içimi,
bir damlan yeter kurutur hüzünleri,
sen güzelsin, hayat güzel sen gibi.
Sensizken solgun her şey,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!