birgün sonrası
yine aynı bilindik manzaralar
ya ölümden korkanlar için
onda birine yazık oldu sosyetenin
oysa ki ne umutlarla çizdirmişti
vesikalık resminin portresini
Kimene ne desen fayda etmiyor,
Dil susuyor, yürek içten yetmiyor.
İnsanlıktan çıkmış, göz görmüyor,
Sabrın da sınırı var, yetemiyorum.
Gücün yetmiyor ki boşa yorulma,
Halim ayandır, derdim beyandır,
Sevda suskunluk, ömrüm figandır,
Yürekten gelen hep bir isyandır,
Anlatmaya gerek, söze hacet yok.
Nice şiir yazdım, anlatamadım,
Ne kalem yetti, ne kağıt.
Dilimde bir düğüm, yüreğimde yangın,
Her dize eksik kaldı, her hece yarım.
Harfler suskun, anlam kırık,
Her gönül dost olmaz, her dosta sır açma,
Dilini tut, sözünle incitir olma.
Meyhânesi bolun sohbeti çoktur,
Fazla samimiyet edip küslüğe kaçma.
Bir kez kırılanın kalbi tam olmaz,
Sürgüne düşmüş ömür,
Zamanın rüzgârında savrulmuş,
Ne bir kök bırakmış toprağa,
Ne de bir iz, ardına bakınca.
Ziyan olmuş gülüşler var dudaklarımda,
Bardağında çayın soğumuş,
Dertlerin ise hâlâ sıcak,
Kaç gece geçti bu masada,
Kaç suskunluk birikti dudaklarında?
Saatler, bildiğini okur duvarda,
herkese yürümüşsün,
bana gelince mi yoruldun?
yolları tükenmiş bir yolcu gibi,
bana varmadan mı vazgeçtin,
yolun başında kaldın.
Susmak, bir dilsiz çığlık gibi içimde,
Kelimeler boğulur sessizliğimde.
Anlatmak ister yüreğim ne varsa,
Ama her sözcük kaybolur boşlukta.
Susmak, bazen en derin haykırış,
Dizlerime çöktü yılların yükü,
Ne hayaller kaldı, ne de eski gülüş.
Kırılmış aynalar gibi içimde çocukluk,
Her çizik bir anı, her suskunluk bir düş.
Vicdanım şahittir, susmayı öğrendim,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!