Sana güller getirdim, kırmızı ve beyaz,
Her bir yaprağında var, sevdamdan bir niyaz.
Kokladıkça anlarsın, gönlümdeki yerini,
Sana güller getirdim, unut deme sevgini.
Sana güller getirdim, dikenine razıyım,
Sana söyleyecek şiirlerim var,
Söylesem dil yanar,
Susarsam yürek ağırlaşır,
Her kelime bir yangın, her hece bir kor.
Sana anlatacak gecelerim var,
Dil ne bilir özün, derdi, hikmeti,
Sandın ki nimetler yalnız zahmeti.
Ne toprak, ne yağmur verir nimeti,
Ekmeği buğdaydan, arpadan mı sandın?
Güneş ısıtırken âlemi sarar,
Zaman düzeltmez hiçbir şeyi,
Sadece gizler, zamanına kadar,
Saklar derinlerde, sessizce örter üstünü,
Ama unutmaz, sadece bekler sabırla.
Sanma ki acılar geçer,
Sanma ki sen yoksan, dünya duracak,
Gönlümde bir sevda, yine yanacak.
Sensiz de akar bu nehir, bu zaman,
Ama her damlası hasretle dolacak inan.
Sanma ki sen yoksan, gece karanlık,
Söz verdin,
ama sözün rüzgârla savruldu,
bir yaprak gibi düştü toprağa,
tutmaya tenezzül etmedin.
Göz göze geldik bir vakit,
bir gün başımda sevda rüzğarları eserse,
deli deli fırtınalar yaşanırsa yüreğimde,
eğer gün gelirde adım karışırsa sevdaya,
al bir yudum özünden sende iç.
yaşamın kızıl toprağı olmuşsa ölüm
ölüm dediğin yaşanmamış sevdaların bekcisi
Zindan içinde ebedi bir gölge,
mahşerin kapısına dayanır sesim.
Haşa, bu feryat bir rivayet değil,
sinemi delen selvi gibi derin.
Aşk, narin bir mabet,
Karanlık bir sokakta,
Bekler çocuk usulca.
Sevda düşmüş kalbine,
Dünya sığmaz gözüne.
Hayal kurar sessizce,
Ben seni severim sevmesine de,
Seni sevmek çocukluğum gibi,
Ne toy bir gülüş ne de masum bir düş,
Sen de bir yanım, onda diğer yanım.
Avuçlarımda eski bir oyun sesi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!