Raylar anladı gelmeyeceğini,
istasyonlar sustu birer birer.
Sirenler kısıldı, gece boynunu büktü,
yollar bile vazgeçti senden.
Ama bu gönül…
hâlâ kapında bir derviş gibi.
Sınandığım en büyük sızım sensin,
Acına hamd, adına şükrettiğim.
Yaralandığım yerden sevdim seni,
Canıma dokunan ama beni çoğaltan.
Eksildikçe derinleşen bir iz gibi,
Yokluğun bile yerli yerinde.
Ruhuma demli bir çay söyler misin?
Sensizliğin yorgunluğunu alsın.
Kalbime sıcak bir yudum bırak,
İçimde üşüyen mevsimler uyansın.
Akşam, eski bir derviş gibi
Ruhuma demli bir çay söyler misin?
Sensizliğin yorgunluğunu alsın.
Bir tutam huzur bırak içine,
Gecenin sessizliği biraz dinsin.
Kalbime ince bir türkü söyler misin?
Gece yine ağır indi gönlüme,
Ay sustu, yıldızlar şahit oldu içime.
Sen de bir vakit,
Rüzgârın uğultusunda andın mı adımı?
Ben bu gece ismini,
Kalbimin kıble taşına koydum.
Sen de benim gibi,
Bugün kalbinden geçirdin mi adımı?
Ben bugün başka özledim,
Hasretim nefsime ağır geldi,
Sabrım secdeye vardı.
Yüreğimde tüttün,
Sana bakınca içimde eski bir dua uyanıyor,
adını koyamadığım bir kader gibi…
Sanki yanlış değil de,
gecikmiş bir doğruya denk gelmişim.
Gözlerin, susarak anlatan bir kitap,
her satırında biraz daha kayboluyorum.
Sana bir şiir borçluyum,
Mürekkebini geceden değil, yüreğimden alan.
Adını her mısrada yeniden doğuran,
Susunca bile seni anlatan.
Sana bir şiir borçluyum,
Biraz Nazım'ın hasreti,
Sana bir şiir yazmak istedim bu gece,
yarısı gözlerinle, yarısı hasretle dolu.
Uyuyorsun belki, saçların yastığa dağılmış,
ben uykusuzum, adını andıkça içim üşüyor.
Biliyor musun,
Sana söyledim;
adı konmamış şeylerin
en derinisin sen.
Bir dağ düşün,
gölgesi akşamı büyütür;
ben o gölgede üşüyenim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!