Gün batımının hüznünde solmuş yapraklar gibi,
Ellerim titriyor sensizliğin soğuk gölgesinde.
Bil ki!
Sensiz baharlar, rengi unutmuş çiçekler gibi,
“İnsan en çok
yarım kalan dualarında kaybolurmuş…
Birini unutmaya değil de,
onu içinden söküp atamamaya yorulurmuş yüreği.
Herkesin gecesinde sakladığı
sessiz bir sızı vardır.
Kelimelerim suç delili sayılacak belki de,
Her harfim bir ihbar mektubu gibi okunacak.
Kağıtlara dökülen düşlerim mahkeme salonlarında,
Sessiz çığlıklar gibi yankılanacak.
Gecenin karanlığında saklıyorum mısralarımı,
Yaşım kırk…
Hiçbir bahara benzemiyor benim ömrüm.
Ne bir tomurcuk içimde,
Ne de güneşe yüzünü dönen bir dal…
Dünya nasıl bir yer, deseler şimdi,
Sabahın ilk ışığı yüzüme değil, yokluğuna vurmuş.
Güneş doğmuş ama içimde hâlâ gece durmuş,
Söyle imkânsızım…
Nedir bu gecelerin benimle bitmeyen hesabı?
Neden her sabah senden eksik,
Haydi kalem, al kâğıdı eline,
Bir daha susma bu gece.
Yaz duvarlar arasına sıkışmış o aşılmaz mesafeyi,
Adını anınca içimde büyüyen yangını yaz.
Ben onu bir şehrin bütün ışıkları sönerken sevdim,
Kimsenin bilmediği duaların arasında,
Söylenmemiş cümlelerin ağırlığında
sessizlik boğazıma düğümlenir.
Bir nefes kadar yakındın,
şimdi koca bir boşluk kadar uzak.
Yoktun…
Ama yokluğun bile yetiyordu içimi yakmaya…
Sana dokunamadım…
Ama en çok sana sarılır gibi sustum gecelerde…
Bir insan…
Yolların yükünü rüzgâra sorma,
rüzgâr geçer gider…
sen bir ömür aynı yerde bekleyene sor.
“Unutursun” derler ya,
sen bir de her gün yeniden hatırlayana sor.
Bazı kadınların hikayesi yorgundur,
Saçları hüzün kokar...
Gözleri vefa,
Yılları cefa...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!