Gözlerine neden bu kadar baktın diye sordular...
“İnsan bazen kendi kayboluşunu sever” dedi...
“Peki ya canın yanmadı mı?” dediler...
“Bazı aşklar yara açmaz...” dedi,
“İçine sessiz bir kıyamet bırakır...”
Gözümü sordular, yollara daldım,
Gönlümü sordular, sükûta vardım,
Seni sordular da başımı eğdim,
Benim suskunluğum aşktan değildi mi?
Demlendim, hasretin çaya karıştı,
Gül kokusu gelir ince telinden,
Bal mı damlar bilmem tatlı dilinden,
Bir kez baktın, canım çıktı elimden,
Ne güzel yaratmış seni Yaradan…
Zülüflerin düşer ak gerdanına,
Gülüşün düşerken geceme,
İçimde adı konmamış bir yangın başlıyor;
Sanki ruhum sana önceden söz vermiş gibi,
Her bakışında yeniden doğuyorum.
Gözlerin değince kalbime,
Gündüze sen doğdun yine, ışık ışık,
Rüzgârın taşıdı kokunu, dalga dalga.
Hay Allah... Yine çok özledim ben seni.
Kusura bakma sevdiğim,
Bugün de çok andım seni.
Gün gelir anlarsın ey gönül,
Her giden eksiltmez insanı.
Bazı ayrılıklar vardır ki,
Bir ömre bedel huzur bırakır ardından.
Kimi yüzler geçer kalbinden,
Günlerden bir gün karşılaşırsak,
gözlerin gözlerime değdiği yerde zaman dursun,
sen yine ilk günkü gibi içime düş sevgilim,
yüreğim seni görünce yeniden kendini bulsun.
Ve sorarlarsa nasıl sevdiniz birbirinizi diye,
Gül açılmış yanağında alından,
Sözün tatlı şekerinden balından,
Bir çift gözün gönlüm aldı elimden,
Ne güzel yaratmış seni Yaradan…
Hakk'ın kapısını bırakıp gölgeye meyleden,
Kendi nefsine kul olur, farkına varmadan.
Nice taçlar devrilmiştir bir kibir nefesiyle,
En ağır yenilgi, insanın kendine yenilmesidir.
Hasret, adı konmamış bir derttir; ne hekim bilir yerini ne merhem tutar yarasını…
Bir yudum çayın buharında siluet olur, bir türküde sesine bürünür, gelir oturur kalbinin en tenha köşesine.
Gece, suskunluğunu örterken üstüne, sen onun adını fısıldarsın karanlığa;
yıldızlar bile utanır da saklanır, çünkü senin içindeki yokluk, gökyüzünden daha derindir.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!